Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/2035 E. 2022/18 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2035
KARAR NO : 2022/18
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı … vekili tarafından süresi içinde ve davalı … vekili tarafından süresinden sonra temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
– K A R A R –
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 12/12/2016 tarih, 2014/14680 Esas ve 2016/11426 Karar sayılı ilamında özetle; ceza mahkemesi tarafından, davaya konu kazada şerit ihlali yapan tarafın, yani maddi olgunun tespitinin yapılamadığı, sanığın (davalı sürücünün) savunmasının aksine delil bulunamadığı gerekçesiyle kusursuz olduğu kabul edilerek beraat kararı verildiği, ceza mahkemesinin kusura ilişkin kesinleşmiş kararı ile bağlı olunmadığı gözetilerek, mahallinde keşif yapılması ile kazadaki tarafların kusur durumlarının belirlenmesi konusunda rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile davacı … için 45.422,67 TL. ve … için 46.703,41 TL. destekten yoksun kalma tazminatının davalı gerçek kişiler bakımından kaza ve davalı … bakımından poliçe limiti gereği davacı … için 28.347,50 TL. ve … için 29.152,50 TL. ile sınırlı olacak şekilde 30/04/2009’dan işleyecek yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline; davacılar için 25.000,00’er TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve … müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … vekilinin temyiz talebi yönünden; mahkemece verilen 21/11/2019 tarihli karar, temyiz eden davalıya 13/01/2020 tarihinde (TK md 21’e uygun biçimde) tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesinin davalı vekili tarafından yasal süre geçirildikten sonra (16/02/2021 tarihinde) verildiği ve temyiz defterine kaydedildiği görülmektedir. Her ne kadar davalı vekili tarafından karar tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülmekteyse de, tebliğin yapıldığı tarihte vekili bulunmayan davalı …’ın geçici süreyle adreste bulunmaması nedeniyle, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesindeki usule uygun biçimde
karar tebliğinin yapıldığı da dikkate alındığında, temyizin yasal süreden sonra yapıldığı kabul edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı … vekilince süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; özellikle, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen 09/11/2018 tarihli uzman bilirkişi heyeti raporundaki kusur oranlarının benimsenmesinin yerinde görülmesine göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Davacıların maddi tazminat talebinden sorumluluğuna karar verilen davalı …, zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması nedeniyle, meydana gelen zararı kaza tarihinde geçerli olan … teminat limiti dahilinde gidermekle yükümlüdür. Zarardan … limiti ile sınırlı biçimde sorumlu olan davalı …, yargılama giderlerinden de limiti oranında sorumlu olup, zarar miktarının limiti geçmesi halinde sigortacının aleyhine hükmedilen miktara ilişkin yargılama giderlerinin tamamından değil, sadece … limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumlu olduğu gözetilmelidir.
Davalı …’na husumet yöneltilmesine yol açan araç için kaza tarihinde geçerli teminat limiti 57.500,00 TL. olduğuna ve davacılar lehine hüküm altına alınan tazminatlar bu miktarı aştığına göre, ifade edilen oranlama yapılmak suretiyle, davalı …’nın sorumlu olduğu yargılama giderlerine ilişkin miktarların açıkça hükme yazılması gerekirken, davalı …’nın diğer davalılarla birlikte müteselsilen giderlerden sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/II. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme hükmünün 3.bendindeki “5.857,46 TL’sinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen” ibaresinden sonra gelmek üzere “(davalı … 3.643,40 TL. ile sınırlı sorumlu olmak üzere)” ibaresinin hükme eklenmesine; mahkeme hükmünün 4.bendindeki “davalılardan müştereken ve müteselsilen” ibaresinden sonra gelmek üzere “(davalı … 2.912,45 TL. ile sınırlı sorumlu olmak üzere)” ibaresinin hükme eklenmesine; mahkeme hükmünün 5.bendindeki “tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen” ibaresinden sonra gelmek üzere “(davalı … 6.274,45 TL. ile sınırlı sorumlu olmak üzere)” ibaresinin hükme eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’na geri verilmesine 10/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.