YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1432
KARAR NO : 2021/7224
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 19.11.2015 gün, 2014/16920 E- 2015/431 K sayılı ilamında “… aciz halinin varlığı kabul edilerek davanın diğer şartlarının değerlendirilmesi yerine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde akraba ilişkisi nedeniyle davalı 3. kişi …’ in davalı borçlu …’ in durumunu bildiği, davalı borçlu … ve davalı … arasında yapılan devir işlemlerinin açıkça muvazaalı olduğu, ancak dava konusu gayrımenkullerden birinin davalı …’e, diğerinin ise davalı …’a devredildiği, davalı … ve davalı …’in dava konusu gayrımenkullerin gerçek bedelini ödediğinin banka kayıtları ve tanık beyanlarına göre ispatlandığı gerekçesi ile dava konusu gayrımenkuller yönünden davanın reddedilmesine karar verilmiş, karar bir kısım davacı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, bir kısım davacı … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava İİK 277 ve devamına dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali davasıdır.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Doğrudan doğruya borçludan değil de, borçlunun sattığı şahıstan mal iktisap edenler hakkında iptal kararı verilebilmesi; ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması halinde mümkündür. Kötüniyetten maksat, borçlunun durumunun satın alan tarafından bilinmesi veya bilinebilecek durumda olmasıdır. Kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü ise davacı alacaklıya düşer. Kötüniyetin kanıtlanamaması halinde dava İİK’nun 283/2. maddesine göre bedele dönüşür.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3.kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda; muris …’a borçlu olan davalı … adına kayıtlı “… İlçesi, … Mahallesi, 587 ada 1 parsel, 2 nolu gayrımenkul 27.05.2009 tarihinde davalı … …’na, ondan da 25.02.2010 tarihinde davalı …’a , “… İlçesi, … Mahallesi, 587 ada, 1 parsel, A Blok 1. Kat, 4 nolu mesken ise 27.05.2009 tarihinde davalı …’na, ondan da 10.06.2010 tarihinde …’e devredilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan nüfus kayıtlarına göre davalı … …’nun davalı borçlu …’ın dayısı olduğu, davalı …’in davalı borçlu …’in durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğu, bu durumun Mahkemeninde bilgisi dahilinde olduğu, davalılar arasındaki tasarrufun iptale tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Dördüncü kişi konumunda olan davalı … ve davalı … yönünden ise tasarrufun iptali ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanmasına bağlıdır. Mahkemece davalı … ve davalı … yönünden dava konusu gayrımenkullerin bedellerinin kredi ile ödendiği gerekçesi kabul edilmişse de, davalı … ve davalı …’un davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olup olmadığı tartışılmaksızın karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı … ve davalı …’un iyi niyetli olarak kabul edilmesi halinde de İİK 283/II hükmü gereğince mahkemece de davalı …’in davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmış olmasına göre, dava konusu gayrımenkulleri elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri(bilirkişi raporu ile belirlenerek) üzerinden tazminat ile sorumlu tutulması gerekirken, tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 20.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.