Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/1470 E. 2021/9430 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1470
KARAR NO : 2021/9430
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar vekillerince talep edilmiş davalı … vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.06.2019 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ile davalı … vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan … ile evli iken, evlilik birliği içindeki yetkilerinin … 6.Aile Mahkemesinin 2011/365 Esas 2012/688 sayılı Kararı ile sınırlındığını bu aşamada, eşinin kendisinden mal kaçırma amacı ile dava konusu bağımsız bölümü 02/07/2013 tarihinde diğer davalı …’a sattığını belirterek, muvazaalı satışın iptalini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taraflar arasında boşanma davası açıldığını, boşanma davasının açılması ile davacının evlilik birliğinin devamı yönündeki iradesinin ortadan kalktığını dolayısıyla aile mallarının korunmasını gerektiren bir durumun mevcut olmadığını, iddiaların aksine satış tarihinde … 6. Aile Mahkemesinin kararı hakkındaki … onama ilamından davalı …’ın haberinin olmadığını ve işlemin muvazaalı olmadığını, davalı …’ın borçlarını kapatabilmek ve hayatını idame ettirebilmek amacıyla söz konusu satışı yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin taşınmazı ihtiyaç nedeni ile aldığını, taşınmaz satışını gazete ilanı ile öğrendiğini, muvaazalı bir satış olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı … arasında hukuki ihtilafların bulunduğu, davacı tarafından davalı …’ın evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğinden bahisle … 6. Aile Mahkemesine Hakim müdahalesi için başvuruda bulunduğu, başvuru sonucunun kabul edilerek davalı …’ın sahip olduğu gayrimenkulün tasarrufu yönünde kısıtlanmasına karar verildiği, kararın verildiği 28/05/2012 tarihini müteakip 28/06/2013 tarihinde davalı …’a ait taşınmazın satışı için … Gazetesine ilan verildiği, bilahare 6. Aile Mahkemesinin 28/05/2012 tarihli kararının … 2. H.D.nin 18/06/2013 tarihli onama ilamını müteakip 02/07/2013 tarihinde davalı …’a satıldığı, satış bedelinin piyasa rayiçinin 1/2 nispetinde olduğu, ayrıca …’da bulunan ve Türkiye’de
yayınlanan … Gazetesine verilen ilanı müteakip satışın davalı …’ın ikamet ettiği Avusturya’da ikamet eden davalı …’a yapıldığı hususları ile yeminle dinlenen tanık …’ın beyanı gözönüne alındığında davalı …’ın evlilik birliğinde üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemek amacıyla ve boşanma gerçekleşirse boşanmayı müteakip evlilik birliği içinde edinilen malların azaltılmasını sağlamaya yönelik muvazaalı olarak söz konusu devri yaptığı ve davacının bu devrin iptalini istemekte hukuki yararının bulunduğu, davalının … onama ilamından habersiz devri yaptığını ileri sürmesinin kabul edilebilir nitelik taşımadığı davalı …’un iddia ettiği gibi iyi niyetli 3.kişi sayılamayacağından bahisle davanın kabulü ile taşınmazın tapusunun iptali ile davalı … adına tesciline karar vermiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava BK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasına ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve davacı ve davalı …’ın boşanmış olmalarına, boşanmadan doğan alacaklarının bulunmasına, davalıların Viyana’da mukim olup, …’da satışa çıkan taşınmaz ile ilgili olarak, satış ilanında belirtilen kişilerle irtibata geçilmeden, satışın gerçekleşmiş bulunması tanışkılığın varlığını göstermesine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-BK’nun 19. maddesine göre açılan davada amaç alacaklının alacağına kavuşmasını temin olduğu için, İİK’nun 283/1. fıkrasının kıyasen uygulanması sonucu muvazaalı işlemin alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile (2) nolu bentte açıklanan nedenler temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1.bendindeki” ve taşınmazın … adına tesciline,” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ” davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine” ibaresinin yazılmasına kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 30/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.