YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17106
KARAR NO : 2021/12524
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı …’nı temsilen Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … ilçesi … köyü çalışma alanında bulunan 6456 parsel (yeni 146 ada 7 parsel) sayılı 1.044,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hükmen tapu kaydında gösterilen payları oranında … ve … Belediye Başkanlığı adına; 1722 parsel (yeni 146 ada 1 parsel) sayılı 163.050,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, hükmen … adına tescil edilmiştir.
Davacı …, … Tapu Müdürlüğünün 14.2.2011 tarihli yazısıyla, 6456 parsel sayılı taşınmazın tamamının kadastro yolu ve 1722 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olduğu anlaşıldığının ve tebliğden itibaren 30 gün içerisinde dava açılmadığı takdirde mükerrer olan kısımların tapu kütüğünden iptal edileceğinin bildirilmesi üzerine, taşınmazlar arasındaki mükerrerliğin giderilerek taşınmazın adına tespit ve tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, 146 ada 7 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan mükerrerlik kaydı ve malik lehtar kısmında yazan … Kadastro Müdürlüğü kısımlarının terkini ile taşınmazın Orta Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 31.10.2006 tarihli ve 2006/283 Esas, 2006/298 Karar sayılı verasat ilamı doğrultusunda … oğlu … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın yüzölçümünün 1.044 m² olduğunun tespitine, 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile yüzölçümünün mükerrer kaydedilen 1.044 m²’ lik, 24/12/2015 havale tarihli fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ve ekinde kırmızı renkle gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile yüzölçümünün kalan kısmının … Vakfı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı …’nı temsilen Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın mükerrer tapu kaydından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, davacının murisi …’nin eski 6456 (yeni 146 ada 7) parsel sayılı taşınmazı 11.12.1977 tarihinde Elmalık Belediyesinden satın aldığı, satın alma tarihinden sonraki tarihte yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerin eski 1722 ( yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazın içerisinde sınırlandırıldığı ve parsellerin mükerrer hale geldiği, bu durumun idarenin hatasından kaynaklanmakta olup davacının murisinin kötü niyetinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, eldeki dava mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olup, öncelikle taşınmazların mükerrer olup olmadıklarının tereddüte mahal verilmeyecek şekilde ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, bu hususta keşif yapılıp, bilirkişiden rapor alınmış olmakla birlikte, rapor son derece soyut olduğu gibi, çekişmeli taşınmazların ayrı ayrı tesis kadastrosuna ilişkin pafta, ölçü krokisi, ölçü cetveli gibi sınırlandırılmalarına esas belgeler dosyaya celbedilmemiş, bu yolla dosya ikmal edilip bundan sonra bu belgelerden yararlanılarak denetime elverişli rapor alınmamış, öte yandan eldeki dosyanın tefrik edildiği dosyada alınan raporda uygulama kadastrosu ile mükerrerliğin ortadan kaldırıldığı belirtildiği halde bu husus üzerinde durulmamış, çekişmeli eski 1722 ( yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmaz ile mükerrerlik arzettikleri iddiasıyla eldeki dava ile benzer davaların açıldığı ve bu davaların birlikte görülmekte iken tefrik edildikleri anlaşıldığı halde, bu davaların sonucunun birbirini etkileyebileceği düşünülmemiştir.
Öte yandan, taşınmazların mükerrer kadastroya tabi tutulduklarının anlaşılması halinde, taşınmazların tespit günleri esas alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiği halde, davacının murisinin kötüniyetli olmadığı gibi uygun olmayan gerekçeye dayalı karar verilmesi ve davacının payını ihtiva eden 146 ada 7 parsel sayılı taşınmazda davacı dışında Elmalık Belediyesinin (hali hazırda … İl Özel İdaresinin) payı bulunduğu halde bu payı ortadan kaldırır şekilde karar verilmesi de isabetli değildir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu eski 6456 (yeni 146 ada 7) ve eski 1722 (yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazların tesis kadastrolarına ait pafta, ölçü krokisi ve ölçü cetveli gibi sınırlandırılmalarına esas belgeler ile taşınmazların uygulama kadastrosuna da tabi tutulduklarının anlaşılmasına göre, bu kadastro çalışmasına ilişkin de tüm belgeler getirtilmeli, ayrıca benzer şekilde eski 1722 (yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazla mükerrerlik arzettikleri iddiasıyla açılan dava dosyaları araştırılıp, getirtilerek birleştirme gereği üzerinde durulmalı ve bundan sonra mahallinde, konusunda uzman bilirkişilerin katılımıyla keşif yapılmalı ve teknik bilirkişilerden eski 6456 (yeni 146 ada 7) ve eski 1722 ( yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazların teknik belgelerinden yararlanılarak haritalarının çakıştırılması suretiyle bu taşınmazlarda mükerrerlik bulunup bulunmadığını açıklayan denetime elverişli ve krokili rapor alınmalı, taşınmazlarda uygulama kadastrosu sırasında ne gibi bir işlem yapıldığı hususu üzerinde önemle durulmalı, taşınmazların mükerrer kadastroya tabi tutulduklarının anlaşılması halinde kadastro tespit tarihleri ile bu tespitlerin kesinleşme tarihleri göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmalı, bu kapsamda mükerrer olan taşınmazlardan önceki tarihte kadastroya tabi tutulan taşınmazın tespitinin kesinleşmesi ile ikinci kadastrosu yapılan taşınmazın kadastro tespiti arasında hak düşürücü süreyi geçer süre bulunması halinde ilk kadastronun geçerli olacağı, aksi halde ise taşınmazların hukuki durumunun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye ve yanılgılı değerlendirmelere dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …’nı temsilen Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.