Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9236 E. 2013/17650 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9236
KARAR NO : 2013/17650
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma), resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanığın, … Gıda Dağıtım Limited Şirketi’nin Adana Temsilciliği’nde pazarlama elamanı olarak çalıştığı, sanığa, pazarlamak üzere mal teslim edilmesine rağmen, sanığın bu malları piyasada kendisi için satarak parasını uhdesinde tuttuğu, suçun ortaya çıkmasını önlemek için de, bayiilere gerçekte satış yapılmış gibi onları borçlu gösteren sahte senetler tanzim ettiği, senetlerdeki imzaların sanığa ait olduğunun belirlendiği, böylece sanığın, şirkete ait malları satıp parasını uhdesinde tutarak nitelikli dolandırıcılık, mağdur ve müştekilerin bilgisi olmadan onların rızası hilafına sahte senetler düzenleyerek mağdur ve müşteki sayısınca ayrı ayrı 40 kez resmi belgede sahtecilik, keşide yeri bulunmayan ve bu şekilde özel belge niteliğinde kabul edilen üç adet bono için de ayrı ayrı üç kez özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın, hangi tarihler arasında katılan şirkette çalıştığı, sanığın burdaki görevinin ne olduğu hususlarının katılan şirketten yazılı olarak sorulması, katılan şirketin belirtilen dönemdeki ticari defter, bilgisayar kayıtları, irsaliye ve faturalar ile diğer hukuki belgelerin birer suretinin dosya içerisine konulması, sanığa hangi tarihlerde ne kadar mal teslim edildiği, sanığın bu teslim aldığı mallardan ne kadarını sattığı, sattığı ürünlerden ne kadarının bedelini şirkete verdiği, bu şekilde şirket kayıtlarında ne kadar açık oluştuğu hususlarının tespiti için bu yöndeki bilgi ve belgelerin tamamının temin edilmesi, bu şekilde finansal kayıtların toplanması ile ilgili belgelerin getirtilmesinden sonra, dosyanın bilirkişi kuruluna
tevdiinin sağlanarak, sanığın eylemleri nedeniyle şirketin hangi dönemde ne kadar zarara uğradığı, bu zarara ilişkin belgelerin neler olduğu hususlarında denetime elverişli rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Kabule göre de; sanığın sahte bonolar kullanmak suretiyle şirketin zararına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, suç işlenirken sahte belgeler vasıtasıyla hileli hareketler kullanıldığı anlaşılmakla, sanığın, katılan şirkete karşı olan eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi kapsamında dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, katılan şirkete verdiği ve farklı gerçek kişiler adına düzenlenen sahte bonolar nedeniyle adına sahte senet düzenlenen gerçek kişi sayısınca resmi belgede sahtecilik veya özel belgede sahtecilik suçunun oluşacağı gözetilmeden, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.