Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21839 E. 2013/11615 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21839
KARAR NO : 2013/11615
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Tehdit, Hakaret, Kasten Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir.Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; şikayetçi sanıklar arasındaki arazi ihtilafı nedeni ile önceye dayalı husumet bulunduğu, olay tarihinde sanık …’ın, …’ın işyerine gelerek tapu müdürlüğüne gitmeleri gerektiğini söylediği, …’ın bu teklifi kabul etmemesi üzerine aralarında tartışma çıktığı, alınan adli muayene raporuna göre …’ın başından yaralandığı, …’ın oğlu olan sanık …’ ın da olay yerine gelerek …’ın işyerindeki dolaba yumruk ile vurup yere düşürdüğü şeklinde gerçekleşen eylemde;
1- Sanık … hakkında basit yaralama suçundan kurulan hükme yönelik … ve … müdafiinin temyiz talabi ile sanık …’ın … ve … hakkında kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçuna ilişkin olarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun
03.02.2009 gün ve 2008/11-250-2009/13 sayılı ve 07.04.2009 gün ve 2009/3-64-83 sayılı kararlarında açıklandığı üzere 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar aynı kanunun 231/12. maddesi gereğince itiraz yasa yolu açık olup, anılan kararının temyiz yeteneği bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararara karşı … müdafii tarafından yapılan itirazların Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 27.07.2010 gün ve 2010/656 değişik iş sayılı karar ile red edilmiş olması ve CMK’nın 271/4. maddesi gereğince merciin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olması karşısında,
Sanık …’ın sanık … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebine ilişkin olarak; sanığın yokluğunda verilip 07.07.2010 tarihinde tebliğ olunan 03.06.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 16.07.2010 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
3- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik müdafinin temyiz talebinin incelemesinde;
Sanığın mağdur …’ın işyerindeki dolaba yumruk vurarak yere düşürmesi nedeni ile mala zarar verme suçundan açılan kamu davası ile ilgili zamanaşımı süresi içerisinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın …’a yönelik mala zarar verme suçu ile ilgili olarak; eylemine uyan mala zarar verme suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmedildiği halde, bu cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi suretiyle TCK’nın 50/2. maddesine aykırı davranılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mağdur …’ın sanığın babasının yaralanmasına yönelik herhangi bir eyleminin bulunmaması karşısında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrikin şartlarının oluşmaması nedeni ile bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.