YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8378
KARAR NO : 2013/12555
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Mala zarar verme, Hakaret, Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer C.Savcısının temyiz talebinin 26/04/2010 tarihli ek kararla reddedilmesi ve bu karara o yer C.Savcısının 26/04/2010 tarihinde görüldü yapıp ek kararı temyiz etmemesi karşısında, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin 18/03/2010 tarihli mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede;
1-Mala zarar verme ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede,
Hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede,
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk
oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Suça sürüklenen çocuğun, evrakı yaş büyüklüğü nedeni ile tefrik edilen … ile birlikte … seferini yapan trene biletsiz olarak bindikleri, tren güvenlik görevlileri olan katılan ve müşteki tarafından inmeleri istendiğinde onlara, “Derbentten geçemezsiniz, bize birşey yapamazsınız, nolur biletsiz binsek, hep böyle biniyoruz, sizi kaldırırız” dedikleri olayda “tehdit” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-… Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde suça sürüklenen çocuğa yüklenen tehdit suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek kayden sabıkasız olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken “zararın giderilmediği, duruşmalardan bağışık tutulmamış olmamasına rağmen özürsüz olarak düzenli biçimde duruşmaları takip etmediği” biçimindeki dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Suça sürüklenen çocuğun, çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğinin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/07/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.