Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67913 E. 2013/11531 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67913
KARAR NO : 2013/11531
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, 19.03.2009 tarihli duruşmada “…ben müştekiye para vermedim, birine para vermesi için de bir talimat vermedim, çünkü; ben müştekiden para almadım…” şeklindeki, aynı celsede şikayetçi-mağdurun “…benim yanıma tanımadığım bir kişi gelerek, Ercüment’i kastederek ondan alacağın var diyerek 1000 TL’yi bana verdi…” şeklindeki beyanlar karşısında; TCK’nın 168.maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükmünün “failin, bizzat pişmanlık göstermemesi” gerekçesiyle uygulanmamasına oyçokluğu ile karar veren mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki 1. nolu bozma düşüncesine iştirak oluşmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, tanık … vasıtasıyla tanıştığı müşteki-mağdur …’a kendisini “Adana Cumhuriyet Başsavcısının koruması, polis memuru olarak tanıtıp, polis kimliği de göstererek “mağdurun amcaoğlu Hasan Kaya’nın Adana 8.Asliye Ceza Mahkemesi’nden verilme kesinleşmiş para cezasının 150 gün hapis olarak infazına yönelik çıkarılmış 2006/2-3005 sayılı arama kararının geri alınması işini para karşılığı halledebileceğini vaadedip mağdurdan iki ayrı gün içinde toplamda 2000 TL alması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayısının asgari had üzerinde belirlenerek çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1.paragrafındaki “100” ve 3.paragrafta yer alan “2000,00” rakamlarının hükümden çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5” ve “100” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.