YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7460
KARAR NO : 2013/17646
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim
sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, babasının kendisine vermiş olduğu 30/05/2007 tarihli vekaletname ile şirketlerinin muhasebe işlemlerini yürüttüğü, suç tarihinden önce zaman zaman mağdur …’dan hatır senetleri aldığı, bu senetleri kredi almada teminat olarak kullanıp bankaya vererek kullandığı, ancak daha sonra, 06/09/2008 tarihli ve 8.750 TL, 03/09/2008 tarihli ve 10.000 TL, 12/11/2008 tarihli ve 10.500 TL, 06/10/2008 tarihli ve 15.000 TL, 03/08/2008 tarihli ve 10.000 TL , 30/08/2008 tarihli ve 10.000 TL , 25/06/2008 tarihli ve 7.750 TL, 15/06/2010 tarihli ve 7.000 TL, 26/05/2010 tarihli ve 8.000 TL tutarındaki dokuz adet senedi, bizzat kendisi yazıp imzalayarak, kullanacağı krediye teminat olmak üzere … … Şubesi’ne verdiği ve karşılığında 150.000 TL kredi aldığı, senetlerin ödenmemesi üzerine, banka tarafından icra takibine konulduğu, böylece sanığın, mağdur adına sahte senetler düzenleyip bankaya kredi için teminat olarak vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın, bütün aşamalarda mağdurun rızası dahilinde imzaları attığını belirttiği, mağdurun da savcılık ifadesinde, senetlerin rızası dışında sanık tarafından imzalandığını, bu konuda daha önceden bilgisi olmadığını belirtmesine rağmen, yargılama aşamasındaki ifadesinde, sanığın, kendisine teminat senedi gerektiğini, senetlerin imzalanmasından haberinin olduğunu belirttiği dikkate alınarak, mağdurun bu ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi ve bu hususta ayrıntılı ifadesinin alınması, senetlerin hazırlanmasından önce rızasının olup olmadığının
Sorulması, banka tarafından başlatıldığı belirtilen ilgili icra dosyasının onaylı suretinin getirtilerek, sanığın bu dosyada imza inkarında bulunup bulunmadığı ve senetlerle ilgili ödemeden men yasağı konulup konulmadığının araştırılması, mağdurun rızasının bulunmadığının tespiti halinde, sanığın, senetleri kendisinin imzaladığını ikrar etmiş olması karşısında, suçun sabit olacağının gözetilmesi, aynı şekilde sanığın, krediye teminat olmak üzere senedi bankaya verdiğini belirtmesine rağmen, ilgili kredi dosyasının onaylı suretinin getirtilmesi, bankaya sunulan senetlerle icra dairesinde bulunan senetlerin aynı olup olmadıklarının tespit edilmesi ve bankanın zararının ne kadar olduğunun kesin olarak belirlenmesi, ilgili banka yetkilisinin duruşmaya çağrılarak mağdur sıfatıyla dinlenilmesi, zararın ne kadar olduğunun sorulması, buna göre nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup olaşmadığının belirlenmesi, yine ilgili senet asıllarının duruşmaya getirtilerek, unsurlarının ve aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu senetlerin mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilerek, belgelerde aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.