YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67153
KARAR NO : 2013/10654
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın tanık …’ten henüz devrini almadığı aracını satışa çıkarttığı, sanığın araca müşteri olup 12.000,00 TL para vermeyi teklif ettiği ancak katılanın 12.500,00 TL istemesi üzerine anlaşmaya varılamadığı, bir hafta sonra sanığın 12.300,00 TL teklif etmesi üzerine tarafların anlaşarak tanık …’in yanına gittikleri, sanığın isteği üzerine …’in araç satışı için … isimli şahsa vekaletname verdiği, katılanın parayı vermek için götürüldüğü evde iki saat bekletildikten sonra ikram edilen çayı içince kendisini kötü hissettiği, ertesi gün bankada buluşmak üzere anlaşmalarına rağmen sanığın gelmediği, aracın başka birine satışının yapıldığı şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nun 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile mahkumiyetin kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın ve uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232/6.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki tekerrüre ilişkin kısma “sanığın İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2005 tarihli, 2004/422 esas ve 2005/123 karar sayılı 23.05.2005 tarihinde kesinleşen kararına konu 1 yıl 4 ay hapis cezası ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejmine göre çektirilmesine”, ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi