Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25714 E. 2013/8883 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25714
KARAR NO : 2013/8883
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık ve temyize konu olmayan sanık …’in parkta yanında kız arkadaşı ile birlikte oturan müştekinin yanına gittikleri, sanık …’in müştekiye hitaben “…’nin yeğenine küfür etmişsin, ver telefonu kontrol edeceğim” diyerek cep telefonunu incelemek bahanesi ile istediği, temyize konu olmayan sanık …’in de müştekiye “Sen benim yeğenim Tayfun’u dövmüşsün, telefonunu ver” dediği, bunun üzerine müştekinin cep telefonunu sanıklara verdiği, sonrasında sanığın inceleme bahanesi ile olay yerinden ayrıldığı şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Müştekinin 02.06.2008 tarihli duruşmada alınan beyanında, suça konu telefonun haklarında dava açıldıktan sonra sanığın ailesi tarafından kendisine iade edildiğini belirtmesi karşısında sanık hakkında TCK’nun 168/2.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/05/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.