Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/14302 E. 2017/16536 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14302
KARAR NO : 2017/16536
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile izin ücreti, fazla mesai ücreti, bayram tatili ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan … avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 23.01.2001-03.06.2009 tarihleri arasında çalıştığını ve son olarak aldığı net ücretin 825,00 TL. olduğunu, tüm … süresinde Cumartesi günleri dahil 08.30- 19.00 saatleri arasında, dini bayramlar hariç tüm bayramlarda çalıştığını, 6 yıllık izin alacaklarını ve asgari geçim indirimi alacaklarının hiçbirini alamadığını, yasal alacaklarını talep etmesi üzerine taleplerinin reddedildiğini, haksız ve yasal olmayan bir şekilde hiçbir yazılı bildirim yapılmadan 03.06.2009 tarihi itibariyle iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini, ayrıca fiili çalışmalarının bir kısmının …’na bildirilmediğini belirterek, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai, tatil ücretleri ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, müvekkilinin … … adlı adi ortaklıktan 30.11.2005 tarihinde ayrıldığını ve İş Kanunu uyarınca eski işverenin zaman açısından sorumluluğunun 2 yıl olduğunu, bu nedenle talep edilen tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinin yanında 28.04.2003 -31.12.2003 tarihleri arasında çalıştığını ve 31.12.2003 tarihinden itibaren de müşterek davalılara ait adi ortaklık olan … ….’de çalıştığını, müvekkilinin 30.11.2005 tarihinde işyerini …’a bırakarak tamamen bu sektörden ayrıldığını, 28.04.2003 tarihinden öncesinde müvekkilinin bu işyeri ile ilgisi ve işverenlik sıfatının olmadığını, 31.12.2003-30.11.2005 tarihleri arasında işyerinin adi ortaklık olmasına rağmen bu durumun … kayıtlarına yansımadığını, ortaklıktan önce işveren olan müvekkili üzerinde devam ediyor göründüğünü, adi ortaklıkta sorumluluğun ortaklar arasında müşterek ve müteselsil sorumluluk şeklinde olduğundan 2003-2005 yılları için bu şekilde açılmayan davanın husumet açısından reddinin gerektiğini, davacının bugüne kadar ve halen çalıştığı tüm işyerlerinde asgari ücretle çalıştığının … kayıtlarından görülebileceğini, dava konusu işyerinin küçük çapta fason iş yapan, işverenin dahi makinelerde aktif olarak çalıştığı bir işyeri olduğunu, sonraki İşyerlerinden almakta olduğu maaşın dahi davacının asgari ücret üzerinde ücret aldığı iddiasını desteklemediğini, 2009 yılı net maaşının 825,00 TL. olduğu iddia edilen ve üstelik önceki işverenleri ile nizalı olan bir işçinin bu durumunun hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, eski işverenin sorumluluğunun da son maaş ile değerlendirilemeyeceğini, talep edilen ihbar tazminatı, fazla mesai alacağı, bayram tatili, 6 yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi gibi alacak kalemlerinden müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun olmadığını, böyle bir sorumluluğu olduğu kabul edilse dahi 2 yıllık sorumluluk zamanaşımının işlediğini, müvekkilinin döneminde davacıya tüm işçilik alacaklarının zamanında ödendiğini, tekstil sektörü gibi bir alanda usta olduğunu varsayan davacının 6 yıl boyunca haklarını almadan çalıştığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtirken, diğer davalı … vekili ise müvekkiline tebligatın yanlış yapıldığını, zamanaşımı definde bulunduklarını, bilirkişi raporuna göre davanın tüm dönemde sorumlu tutulduğunu, ancak müvekkilinin … …. ortaklığının 12/12/2005 -30/12/2006 tarihleri arasında olup, bu süre ile sınırlı olduğu, davalı müvekkilinin sadece kendi bölümünden sorumlu olduğunu, davalıya ödenmiş olan 555,67 TL.’nin sorumlu olunan miktardan düşülmesi gerektiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, bilirkişi raporundaki 2. Seçeneğin nazara alınması gerektiği, davalılar tarafından iş akdinin tazminat gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin kanıtlanamadığı bu nedenlerle davacının kıdem tazminatına hak kazanmış olup, davalı … ile ilgili olarak tespit edilen miktar olan 3.014,00 TL. kıdem tazminatından 555,67 TL. ödeme mahsup edildiğinde sorumlu olduğu miktarın net 2.458,00 TL. olduğu, diğer davalı … … sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarının net 2.272,00 TL. olduğu, davacının ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti talepleri ile ilgili olarak davacının son dönem çalışmasının dava dışı işveren … … yanında geçtiğinden ve devir sonrası 2 yıllık sürenin geçtiği de nazara alındığında son işverenin söz konusu alacaklardan sorumlu olması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak bunun için gerçekten de işyeri devrinin hukuki işleme dayanması, görünüşte devir içermemesi gerekir.
Diğer taraftan organik bağ ilişkisinde işveren sıfatı olan kişinin, işçinin iş sözleşmesinden veya iş kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi sözkonusudur. Bu durumda kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilir.
Bu anlamda; kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme (haklarının alınmasını engelleme-iş güvencesi hükümlerinden yararlandırmama), tarafta muvazaa (hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil sözkonusudur. Bu durumların sözkonusu olduğu halde kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ ise adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.
Dosya içeriğine göre davacı işyerinde kayıtlara göre bazıları aralıklı olsa da beş dönem halinde çalışmıştır. İlk dönem davalı … …, ikinci dönem …, üçüncü dönem her iki davalı … … …, dördüncü dönem davalı … … ve son dönem ise dava dışı Hüseyin … nezdinde geçmiştir. Dava dışı Hüseyin …’ın daha önce aynı işyerinde işçi olarak çalıştığı da anlaşılmaktadır. Mahkemece devir kurallarına göre davalıların son işveren olmamaları nedeni ile sadece kıdem tazminatında sorumlu tutulmuştur. Ancak son işveren daha önce aynı yerde işçidir. Dinlenen davalı tanığı … …beyanında açıkça davalıların devre, rağmen ortak olduklarını açıklamıştır. Bu beyana ve dosya içeriğine göre davalıların işverenlik sıfatları devam etmektedir. Bu nedenle kayıtlardaki tüm süreye göre kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağından sorumluluklarına karar verilmelidir. Eksik ve hatalı gerekçe ile devir nedeni ile sadece devir tarihindeki süre üzerinden kıdem tazminatından sorumluluklarına karar verilmesi hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.