Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5816 E. 2017/13426 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5816
KARAR NO : 2017/13426
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu aleyhine kamulaştırmasız elatma tazminat alacağı ilamına dayalı olarak başlatılan takipte, alacaklı vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; icra harç ve vekalet ücretinin nispi olarak, faizin ise ilamın kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranıyla hesaplanması gerektiğini buna göre borçluya muhtıra çıkarılması için İcra Müdürlüğü’ne talepte bulunduklarını, ancak talebin reddedildiğini İcra Müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesini istemiş, Mahkemece şikayetin reddine dair verilen kararın Dairemizce eksik inceleme ile sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu yönünde bozulması üzerine; bozmaya uyularak yapılan yargılamada İcra Müdürlüğü kararının harç ve vekalet ücreti ile ilgili kısmı verilen karar ile kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, faiz hesabı yönünden İcra Müdürlüğünce verilen ret kararı takibe dayanak kararın hüküm kısmı dikkate alınarak yerinde görülmediğinden bu konudaki talebin reddine karar verilmiş, hüküm, alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
İcra takip dosyasında, alacaklı vekili 18.05.2015 tarihli dilekçesiyle dosya hesabının yeniden yapılmasını talep ederken harç ve vekalet ücretinin nispi olarak, faizin de ilamın kesinleşme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı %16,80 üzerinden hesaplanmasını istediği, İcra Müdürlüğü’nce bu konuda … 4. İcra Hukuk Mahkemesi kararı bulunduğundan bahisle istemin reddedildiği, bahse konu Mahkeme kararında borçlu tarafın icra harcının maktu olması gerektiği yönündeki şikayetinin reddedildiği, Dairemiz’in bozma ilamında da anılan İcra Mahkemesi ret kararı nedeniyle alacaklı vekilinin talebinin yerinde olduğuna işaret edildiği, icra vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiği hususunun da netleştiği görülmektedir.İcra harç ve vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiği hususu açıklığa kavuşmuştur.
Alacaklı vekilinin faize yönelik şikayeti hakkında; kamulaştırmasız elatma davaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa ile düzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi de Anayasa Mahkemesi’nce 10.04.2003 tarih ve 2002/112 E. 2003/33 K. sayılı karar ile iptal edilmiştir. Uygulamada kamulaştırmasız elatma davaları; İBK., HGK. ve hukuk dairelerinin içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Bu nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasında da kanuni boşluk mevcuttur. Ancak idarenin kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranarak, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına müdahale etmesi halinde, kamulaştırma ile mülkiyet hakkına Anayasa’nın 46. maddesi ile getirilmiş anayasal sınırlandırma kıyasen uygulanarak, özü ve vardığı hukuki sonuçları itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız elatmaya ilişkin ilamlarda da hüküm altına alınan tazminatlara Anayasanın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C. Anayasası’nın 4709 sayılı Yasa’nın 18. maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı hükmü nazara alınmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece dayanak ilamın kesinleşme tarihi Mahkemesinden sorularak, kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında olduğu gibi, kamulaştırmasız elatma ilamlarında da ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanunla değişik Anayasa’nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği düşünülerek gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar gözardı edilerek takip dayanağı ilamın hüküm kısmının dikkate alındığından bahisle faize ilişkin şikayet hakkında yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, kararın yeniden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.