Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/17248 E. 2017/13875 K. 26.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17248
KARAR NO : 2017/13875
KARAR TARİHİ : 26.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı vekili, hacze konu malların borçluya ait olduğunu, üçüncü kişi ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, hacze konu malların 3.kişiye ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin yapıldığı iş yerinin borçlu şirketin faaliyet adresi iken borcun doğumundan sonra davalı 3.kişiye geçtiği,davalı 3.kişinin takip borçlularından… Ofis Mob.ve Malz.AŞ.nin eski çalışanı olduğu, iş yerinin muvazaalı işlemler sonucu davalı 3.kişiye devredildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 03.10.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişi yararına çalışanı istihkak iddiasında bulunmuş olup anılan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı 3.kişi tarafından 22.10.2013 tarihli dilekçe ile istihkak iddiasında bulunulmuş ise de; eldeki dava 10.10.2013 tarihinde açılmış olduğundan davanın açıldığı tarih itibari ile 3.şahıs tarafından süresinde usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiası bulunmamaktadır.
O halde davacı alacaklının İİK 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından 6100 sayılı HMK nun 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.