YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2119
KARAR NO : 2017/8278
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : 1-Sanık … hakkında TCK’nın 89/1,89/2-b, 62,52. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-Sanık … hakkında TCK’nın 89/4, 62, 50,52. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanık … ve katılan vekili ile sanık … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL. Dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 18.11.2014 tarihinde verilen 2.240 TL adli para cezasından ibaret mahkumiyet hükmüne karşı suç niteliğine ilişkin de herhangi bir temyiz istemi bulunmadığından sanık müdafinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE;
2-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanık …’in olay günü sevk ve idaresindeki ticari otobüs ile orta ayırıcı ile bölünmüş caddede seyirle, ışıksız 4 yönlü kavşakta karşıya direk geçişi sırasında aracının ön kısımları ile, kavşağa solundan girip düz devam eden ve geçişini tamamlamak üzere olan sanık … idaresindeki otomobilin sağ arka köşe yanına çarpmasının etkisi ile, otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybederek kontrolden çıkıp ileriye savrulup ilerlediği sırada sağ yanı ile, kaldırımda yürüyerek kavşak başından karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya çarpması şeklinde meydana gelen olayda; kaza tespit tutanağında sanık …’in kavşakta geçiş önceliğine uymadığı belirtilmekle birlikte, kavşak kollarındaki caddelerin genişlikleri ve geçiş önceliği ile ilgili bir tespite yer verilmemiş, söz konusu kavşak diğer kavşak çeşitleri arasında gösterilmiş; mahallinde keşfe katılan bilirkişi ise kavşağın dönel kavşak niteliğinde olduğunu ve her iki cadde genişliğinin 9 metre olduğunu tespit ederek, kusur belirlemesini benzer şekilde yapmış; Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi’nin hükme esas alınan 17.04.2014 tarihli raporunda; kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları trafik işaretleriyle belirlenmemiş kontrolsüz kavşaklarda, soldaki sürücülerin sağdan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermeleri kural gereği olması sebebiyle geçiş önceliğine uymayan sanık …’un asli, hızını azaltmadan kavşağa giriş yapan sanık …’in tali kusurlu olduğu görüşünde bulunulmuş; temyiz aşamasında katılan vekili tarafından sunulan ve Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından aldırılan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 18.08.2015 tarihli raporunda; dönel kavşak içinde otomobilin geçişini tamamlamasını beklemeyen sanık …’in tamamen kusurlu olduğu belirtilmiş; yine katılan vekili tarafından sunulan belgeler incelendiğinde; Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sorulması üzerine Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Daire Başkanlığı’nın 15.07.2015 tarihli müzekkere cevabında; kaza tarihinde kavşağın dönel kavşak olarak kullanıldığının, sanık …’un seyrettiği Barbaros Bulvarı doğu ve batı kavşak yaklaşımlarında 70 metre mesafelerde ”dönel kavşak yaklaşım” levhaları ile kavşak bağlantısında ana yol tali yol ayrımı sağlaması maksadıyla, doğu kısmında 1 adet, batı kısmında 2 adet ”dur” levhalarının bulunduğunun, kavşak uyarı ve ikaz levhalarının tamamının olaydan önce dikildiğinin belirtildiği, yine Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından her iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermek amacı ile aldırılan Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu’nun 01.09.2016 tarihli raporunda; olay yerinin dönel kavşak olarak kabul edilmesi halinde geçiş önceliğine uymayan sanık …’in tamamen kusurlu olduğunun, olay yerinin, dönel kavşak değil de eşdeğerli dörtlü kavşak olduğunun kabul edilmesi halinde ise, otomobil sürücüsü sanık …’un tamamen kusurlu olduğunun, olay yerinin dönel kavşak olarak kabul edilmesi alternatifinin dosyadaki rapora uygun olduğunun belirtildiği anlaşılmış olmakla, tüm dosya içeriğinden Belediye yazıları ile de olay yeri kavşağın dönel kavşak niteliğinde olduğu tespit edildiğinden, Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonu raporunda da belirtildiği üzere, dönel kavşakta geçişini bitirmekte olan otomobili gözetmeyip, geçiş önceliğine uymayan sanık …’in tamamen kusurlu olduğu anlaşılmış olup, kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi açısından yeniden rapor alınmasına yönelik tebliğnamedeki 2 numaralı görüşe; yine olay sonucu yaralanan katılan … ile sanık …’un vekilleri ortak ise de, katılan …’ın, babası olan sanık …’tan şikayetçi olmaması sebebiyle aralarında çıkar çatışmasının bulunduğundan söz edilemeyeceğinden tebliğnamedeki buna ilişkin 3 numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Meydana gelen olayda asli kusurlu olduğu anlaşılan sanık … hakkında iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği nazara alınmadan, tamamen kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu kendisinden şikayetçi olan bir kişinin nitelikli şekilde, bir kişinin de basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması;
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki ile kastının yoğunluğu” gerekçesine ve (b) bendinde yer alan ”suçun işlenmesinde kullanılan araçlar” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi;
3-Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA; 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.