YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6247
KARAR NO : 2017/13555
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
KAYYIM ADAYI : …
DAVA TÜRÜ : Kayyımlık
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili tarafından 65 ada, 20 parsele kayıtlı taşınmaz malın 1/5 hisse maliki … ile ilgili olarak idarece yapılan tüm araştırmalarda adı geçenin ölü olduğu ve mirasçılarının bulunup bulunmadığı belirlenemediğinden ve adreslerine ulaşılamadığından, idaresi kimseye ait olmayan söz konusu taşınmaz malın maliklerinin, varsa mirasçılarının ve hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması için 3561 SY 2.maddesi gereğince …’ya Çanakkale Defterdarının kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davaya konu kayyım tayini istenilen …’nın TC kimlik numarası bilgilerinin bulunduğu, nüfus kaydında hakkında ölüm araştırması şerhinin düşüldüğü anlaşılmış olup, hakkında ölüm araştırması bulunan bu kişinin sağ kabul edilerek hakkında veraset ilamı alınabileceğinden dolayı davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkindir. Anılan Kanunun amacı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” biçiminde açıklanmıştır. Anılan Kanunun 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazine’nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazine’nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” hükmü öngörülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım tayin edilmesinde de uygulanır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği hükme bağlandığından kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan Kanun hükümleri gözetilerek ve Kanunun amacı da dikkate alınarak değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlığa gelince, Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun değildir. Zira dosya kapsamından, dava konusu taşınmazda paydaş olan…’nun sağ olup olmadığı ve mirasçısı bulunup bulunmadığı hususlarının tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması ve bu kişiye ait payın idaresi için de 3561 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince Mahkemece mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı olarak atanması gerekmektedir. Nüfus müdürlüğünce 100 yaşını geçen kayıtlar yönünden ölüm araştırmasının yapılması idari bir tasarruf olup sonucu etkilemeyecektir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi yerine uygun bulunmayan gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.