Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/12955 E. 2017/14070 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12955
KARAR NO : 2017/14070
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, 20/12/2012 tarihinde haczedilen menkuller ile ilgili olarak … tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, ancak mahcuzun borçluya ait olduğunu, sunulan faturanın tek başına istihkak iddiasını ıspata elverişli olmadığını belirterek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, haczedilen malın taşınmazın mütemmim cüzü olduğunu, taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceğini, davaya konu asansörün müvekkili tarafından dava dışı Avdet Ltd Şti’den satın alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili , davanın reddini talep etmiştir.
Davalı borçlular, davanın kabulünü istemiştir.
Mahkemece; hacze konu asansörün, ilk haczin yapıldığı 17/05/2011 tarihinde mülkiyeti …’a ait olan taşınmazda kurulu vaziyette bulunduğu, haciz sırasında … tarafından asansörün …’a ait olduğunun iddia edildiği, İcra Müdürlüğünce istihkak iddiası konusunda herhangi bir işlem yapılmaksızın ihale yolu ile satıldığı, satıştan sonra asansörün sökülmeyerek yerinde bırakıldığı, söz konusu taşınmazda sonradan kiracı olan Işıltı Spor … Ltd Şti’ne satışının yapıldığı, bu doğrultuda davacı şirketin baştan itibaren istihkak iddiası konusunda bilgi sahibi olduğu, iyi niyetli olduğunu iddia edemeyeceği, İcra Müdürlüğünce yapılan satış ile mülkiyetin Perge … Ltd Şti’ne geçtiğinin kabul edilemeyeceği, asansörün taşınmazın teferruatı niteliğinde bulunduğu, mülkiyetinin 3. kişi …’a ait olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, toplanan deliller, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu nedenle; Türk Medeni Kanunu’nun bütünleyici parçayı (mütemmim cüz) düzenleyen 684. maddesi, eklentiyi (teferruat) düzenleyen 686. ve 687. maddelerindeki hükümler de dikkate alınmak suretiyle; inşaat mühendisi, makina mühendisi ve hukukçu (bütünleyici parça- eklenti arasındaki farklar konusunda bilgi ve ehliyet sahibi) bilirkişiden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, davaya konu asansörün üzerinde bulunduğu taşınmazın (otelin) bütünleyici parçası veya eklentisi olup olmadığının tespit edilmesi, bu hususları gösterir hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınması,bundan sonra dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.