Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3235 E. 2017/8220 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3235
KARAR NO : 2017/8220
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hüküm : TCK’nın 277/1, 62/1, 51/1-3, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mut Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2009/920 sayılı soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan …’in, sanık … hakkkında; “…Elinde bıçak vardı. … ile konuşmaya başladı. Oğlundan kontör alıp almadığını sordu, …’da almadığını söyleyince elindeki ekmek bıçağıyla …’yı kovalamaya başladı. Kovalarken de ‘Seni öldüreceğim, derini yüzeceğim, kaçma’ diye bağırıyordu” biçiminde beyanda bulunduktan sonra, aynı olayla ilgili sanık … hakkında silahla tehdit, tanık …’in ifadesinde ismi geçen … hakkında güveni kötüye kullanma suçlarından açılan ve Mut Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/324 esasına kayden görülen davanın duruşma gününde adliye dışında bekleyen tanık …’in yanına gelen sanık …’nin, diğer tanıkları kastederek, “….Onların hepsi yalan söylüyor, onlar zaten dayağı yiyecekler, aralarında sen de yanma, ifadeni değiştir, kurtul…” şeklindeki sözlerinin ardından 11.02.2010 tarihli duruşmaya katılan tanık …’in, bu kez soruşturma ifadesinin aksine, sanık …’in …’yı bıçakla kovalamadığına ve onu tehdit etmediğine dair beyanda bulunduğu kabulüne konu olayda;
Sanığın sübutu kabul edilen eyleminin, suç tarihinde ve halen yürürlükte bulunan TCK’nın 38/1. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 272/3. madde ve fıkrasında düzenlenen yalan tanıklık suçuna azmettirme ile suç tarihinden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 90. maddesi ile değişik TCK’nın 277/1-2. madde ve fıkralarında düzenlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarını oluşturduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmeden, yalan tanıklık suçuna azmettirme suçu açısından değerlendirme içermeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan dolayı yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanığın eyleminin tehdit suçunu da içerdiğinin anlaşılmış olmasına göre; TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kapsamında daha ağır cezayı içeren yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan belirlenen temel cezanın, TCK’nın 277. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Birinci fıkradaki suçu oluşturan fiilin başka bir suçu da oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır.” hükmü uyarınca artırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanığa eksik ceza tayini,
b) Hüküm fıkrasının romen II rakamı ile gösterilen bölümünün 5 numaralı paragrafında uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmesine ve sanığa hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezası TCK’nın 49/2. madde ve fıkrası gereğince kısa süreli olmamasına rağmen aynı bölümün 8 numaralı paragrafında hapis cezasının kısa süreli olduğu belirtilerek hak yoksunluklarının uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması ve uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun kendi alt soyu bakımından uygulanmamasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.