YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18359
KARAR NO : 2017/14123
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 101 ada 395, 419, 437, 438 ve 439 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını açıklayarak bu kısımların tapu kayıtlarının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; bozmadan önce, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 395 parsel sayılı taşınmazın 15,58 m2’lik kısmının; 101 ada 438 parsel sayılı taşınmazın 46,76 m2’lik kısmının; 101 ada 439 parsel sayılı taşınmazın 218,07 m2’lik kısmının; 101 ada 437 parsel sayılı taşınmazın 112,60m2’lik kısmının; 101 ada 419 parsel sayılı taşınmazın 16,73 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle bu kısımların tapu kayıtlarının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Daire’nin 30/11/2015 tarihli bozma ilamı ile; uzman bilirkişiler vasıtasıyla kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadan sadece idare tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin dava konusu taşınmazlara uygulanması suretiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı, dava konusu taşınmazların kadastro tespiti sırasında uygulanan tüm tapu kayıtlarının getirtilerek Hazinenin de taraf olduğu dava sonucunda tescil görüp görmediğinin araştırılmadığı gerekçeleriyle bozulması üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama ile, bozmaya uyulması sonucunda; davanın asıl dosya için esastan reddine, birleşen 2014/529 Esas sayılı dosya yönünden davanın esastan reddine, birleşen 2014/531, 2014/530, 2014/532 esas sayılı dosyalar yönünden davaların ayrı ayrı kısmen kabul, kısmen reddine, birleşen 2014/531 esas sayılı dava yönünden 101 ada 438 parsel sayılı taşınmazın Harita Mühendisi bilirkişisinin 27/05/2016 tarihli ek raporuna göre ”B” harfi ile gösterilen 30,56 m²’lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın kıyı olarak terkinine, birleşen 2014/532 esas sayılı dava yönünden 101 ada 439 parsel sayılı taşınmazın Harita Mühendisi bilirkişisinin 27/05/2016 tarihli ek raporuna göre ”C” harfi ile gösterilen 104,71 m2’lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın kıyı olarak terkinine, birleşen 2014/530 esas sayılı dava yönünden 101 ada 437 parsel sayılı taşınmazın Harita Mühendisi bilirkişisinin 27/05/2016 tarihli ek raporuna göre ”A” harfi ile gösterilen 48,95 m²’lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın kıyı olarak terkinine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3621 sayılı Kanun uyarınca açılan tapu iptal ve terkin istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında; mahallinde üç kişilik jeolog bilirkişi aracılığı ile keşif yapılmış ve bilirkişilerce tanzim edilen raporlar dosya arasına alınmıştır. Ancak 02/06/2016 tarihli jeolog bilirkişi kurul raporunda belirlenen kıyı kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki farkın gerekçesi raporda açıklanmamıştır.
Yine; Hazinenin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil ettiği benimsenerek bir tescil hükmü kurulur ve taşınmaz hakkında bir sicil kaydı tesis edilirse, artık bu kararın Hazineyi bağlayacağı, kesin delilin de aynen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı hususları düşünülmeden, dava konusu taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan tüm tapu kayıtları getirtilerek taşınmazların Hazinenin taraf olduğu dava sonucunda tescil görüp görmediği araştırılmamıştır.
O halde mahkemece; yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda jeolog bilirkişi kurul raporunda belirlenen kıyı kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki farkın açıklattırılması, varsa komşu parseller ile ilgili oluşturulan kıyı kenar çizgisi ve komşu parsellerin kıyı kenar çizgisine ilişkin durumunun araştırılması ve dava konusu taşınmazların Hazinenin taraf olduğu dava sonucunda tescil görüp görmediğinin araştırılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı Hazine vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine 30.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.