YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9452
KARAR NO : 2017/11963
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … ve davalı … vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl ve birleşen dava dosyalarında davacı 3. kişi vekili, davalı alacaklıların borçlu hakkında yaptıkları takipler kapsamında, 45 SB 2001 plaka sayılı aracın trafik kaydı üzerine haciz konulduğunu, ancak anılan vasıtanın borçluya müvekkili tarafından Honaz Noterliğinin 25.08.2014 tarih ve 3824 yevmiye sayılı sözleşmesi ile mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılmış olup satış bedelinin henüz ödenmemesi nedeni ile mülkiyetin henüz borçluya geçmediğini iddia ederek haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Asıl dava dosyasında davalı-alacaklı vekili,davayı kabul ettiklerini açıklayarak aleyhlerine masraf ve vekalet ücreti hükmedilmemesini istemiştir.
Birleşen dosya davalıları davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan aracın satış bedelinin ödenmediği, sözleşmenin feshedildiği, buna göre aracın mülkiyetinin davacı yana ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir
Hüküm, davalı alacaklılardan … vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Yargıtay’ın ve Dairemiz’in istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz ve yakalama işlemlerinden haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3. kişiye süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.