YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14399
KARAR NO : 2017/12582
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 28/04/2014 tarihinde borçlu şirketin adresinde, müvekkili şirkete ait menkul malların haczedildiğinden bahisle istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Ziraat Bankası tarafından başlatılan takipte, 28/04/2014 tarihinde davacı 3. kişiye ait işyerinde haczedilen makinelerin davacı … San. Tic. AŞ’ye ait olduğu gerekçesi ile istihkak talebinin kabulüne haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK 96 ve devamı maddelerine dayalı 3.kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun’un 27. 30. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir.
İstihkak davaları İİK’nun 97. maddesi gereği genel hükümlere göre görülür ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi ile (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Hal böyle olunca, alacak tutarı ile haczedilen dava konusu mahcuzların değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4’ü anılan Kanun’un 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra ve bu yapılmamışsa 30. maddesi uyarınca noksan tespit edilen değer üzerinden dava harcı tamamlatıldıktan sonra yargılamaya devam olunması gerekirken, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılamayacağını öngören aynı Kanun’un 32.maddesine aykırı olarak davaya eksik harçla bakılması doğru değildir.
Somut olayda, icra dosyasındaki takip değeri 8.647.915,62-TL olup, 29.04.2014 tarihinde, haczedilen mahcuzların değeri ise 240.000,00-TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece istihkak davalarında takip konusu alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi daha az ise o değer üzerinden nispi harç alınması gerektiği gözetilerek,haczedilen malların değeri üzerinden nispi harç alınarak yargılama yapılması gerekirken, değer gösterilmeden açılan davada maktu harç alınarak yargılamaya devam edilmiştir. Yargılama sırasında da mahcuzların değeri olan 240.000,00-TL üzerinden alınması gereken nispi harç tamamlatılmadığı gibi verilen kararda da maktu harç alınmakla yetinilmiştir. Bu durumda, Mahkemece, eksik değer üzerinden alınan nispi harç davacıya tamamlattırıldıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-Mahkemece hükme esas alınan makine mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu mahcuzlar ile davacı tarafça sunulan fatura ve beyannamelerdeki malların aynı olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlığın niteliği ve 3. kişi ile borçlunun tacir oluşları nazara alındığında, anılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya uygun bir rapor olduğundan bahsedilemez. Bu nedenle; Mahkemece, davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak ileri sürdüğü fatura,beyanname örnekleri ve davacının ticari defter ve kayıtları esas alınmak suretiyle;mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılarak, haczedilen makinelerin, davacının dayandığı belgelerde belirtilen makineler olup olmadığı, bu belgelerin davacının ticari defterlerine işlenip işlenmediği, işlenmişse bu defterlerin usulune uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı, mahcuzların bedeline ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Dairemizce verilen geri çevirme kararı sonrasında dosyaya eklenen ticaret sicil kayıt örneklerine göre; Mahkemece 29.01.2015 tarihinde verilen karardan sonra, 24.11.2015 tarihinde davacı 3. kişi şirket hakkında iflas karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu’nun Yedinci Babında iflasın hukuki neticeleri düzenlenmiş olup, bu bap kapsamında yer alan ve “Hukuk davalarının tatili” başlığını taşıyan 194 ncü maddede iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplantısından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığının tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. İşte bu nedenle, müflisin taraf olduğu hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacı şirketi, İİK’nun 226. maddesi uyarınca iflas idaresinin temsil edeceği gözetilerek, davanın iflas idaresine ihbarı ile onun iştiraki ile davanın görülmesi ve yukarıda açıklanan İİK.nun 194.maddesi gözetilerek davaya devam edilmesi gerektiginden kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1),(2), ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.