YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9461
KARAR NO : 2017/11961
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 07.08.2014 tarihinde haczedilen makinanın müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin kira sözleşmeleri ile aralarında dava konusu mahcuzun da bulunduğu 39 adet makinayı borçluya kiraladığını, haczedilen bu makinaların müvekkiline ait olduğunu gösteren borçlu ile müvekkili arasında noterde yapılan makina kira sözleşmesi bulunduğunu, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, kira sözleşmesinde makinalarla ilgili ayırt edici herhangi bir emarenin olmadığını, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haczedilen makinanın davacı şirket tarafından 04/05/2012 tarihinde bedeli ödenerek borçludan satın alındığı, daha sonra da noterde düzenlenen makina kira sözleşmesi ile davacı tarafından borçlu şirkete kiralandığı, bu doğrultuda makinanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile menkul üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava dilekçesine ekli kira sözleşmesine göre, davacının aralarında dava konusu makinanın da bulunduğu 39 adet makinayı 04.05.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 yıl süre ile borçluya kiraladığı görülmektedir. Bu durumda, davacı 3.kişi ile takip borçlusuna ait ticari defterler ve bu sözleşmeyle ilgili banka kayıtları getirtilip bu defterler ve kayıtlar üzerinde araştırma yapılarak davacı ile borçlu arasındaki kira ilişkisinin gerçek bir kira ilişkisi olup olmadığının, kira bedeli ödemelerinin defter kayıtlarında yer alıp almadığının, incelenen defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin yapılıp yapılmadığı, defterlerin usule uygun tutulup tutulmadığı, sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı hususları da nazara alınarak araştırılması; ayrıca, 28.05.2014 tarihli ilk hacizde borçlu şirket yetkilisinin mahcuz üzerinde başkaca hacizlerin varlığından söz etmesi de dikkate alınarak bu beyanın doğruluğunun davanın taraflarından da sorulmak suretiyle mutad vasıtalarla araştırılması, bu araştırmalar sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunan diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.