Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/942 E. 2020/3752 K. 22.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/942
KARAR NO : 2020/3752
KARAR TARİHİ : 22.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava konusu … Sanayi Sitesi …. adresinde bulunan, tapuda 6967 ada 22 parselde 32 ve 33 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazların müvekkiline ait olduğunu, davalı ile müvekkili arasında dava konusu taşınmaz ile ilgili herhangi bir yazılı veya sözlü kira akdinin bulunmadığını, davalının dava konusu taşınmazda fuzuli işgalci durumunda olduğunu, davalının taşınmazları pazarlık usulüyle satın aldığını, daha sonra davalının satın aldığı yapı kooperatifine verdiğini, davalının banka kredisi çekerek taşınmazların bedelini ödemek üzerine taahhütte bulunduğunu ancak ödeme yapmadığını, sonrasında kooperatifin bu taşınmazları müvekkiline sattığını, davalının müvekkilini oyalayarak taşınmazları tahliye etmediğini belirterek, 6967 ada 22 parsel 32 ve 33 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmazların tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında kira akdi olmadığını, davaya konu taşınmazı 10 yılı aşkın süredir kullandığını, davacıyla ihtilaf çıkınca Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/59 D.iş sayılı dosyasında tespit yapıldığını, davaya konu taşınmaza davalının yapmış olduğu masrafların tespit edildiğini, davalının haberi olmadan davacıya satışın yapıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ile eski malik olan kooperatif arasında yapılmış bir kira akdi olduğu, davalı dava konusu yeri almak istemişse de, geçerli bir hukuki sebebe binaen buranın tapusunu üzerine alamadığı ve hiçbir zaman da maliki olamadığı, unsurları bulunduğu sürece eski malik ile davalı arasındaki akdin kira akdi olmaya devam edeceği, nitekim bu hususun Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 2014/171-698 E.K sayılı kararına da yansıdığı, bu nedenle davalının fuzuli şagil olarak kabul edilemeyeceği, davaya bakma görev ve yetkisinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK’nin 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK’un 74, 75 ve 76.) gereğince, hakime aittir. Ancak, 6100 sayılı HMK’nin 26. (1086 sayılı HUMK’un 74.) maddesine göre; hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Talepten fazlaya karar verilebilmesi ancak davalının muvafakatiyle mümkündür (HMK mad.141/2).
Açıklanan bu ilke ışığında; dava dilekçesinde yer alan talep, taraflar arasında geçerli kira ilişkisi bulunmadığından, davalının haksız işgalci durumunda olması nedeniyle açılan mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi “kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir.” şeklindedir.
HMK’nin 2. maddesinde ise; “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir” düzenlemesi getirilmiştir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur.
Somut olaya gelince, davaya konu 6967 ada 21 parselde kayıtlı 32 numaralı dükkan ile 6967 ada 22 parselde kayıtlı 33 numaralı dükkanın 01.08.2013 tarihi itibariyle davacı adına satış yoluyla tescil edildiği, davacının davalının fuzuli şagil olması iddiasıyla eldeki davayı açtığı ve taraflarca kira ilişkisi ileri sürülmediğine göre, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde hukuki niteleme yapılması ve toplanan delillerin bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 22.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.