Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/644 E. 2013/5414 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/644
KARAR NO : 2013/5414
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı … şirketi tarafından … Sigorta Poliçesi ile sigortalanan aracın, dava dışı …’ün sevk ve idaresindeyken 19.05.2009 tarihinde tek taraflı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkiline ait aracın hasar gördüğünü, hasar bedelinin kasko sigorta şirketi olan davalıdan istenildiği halde tazminat ödenmediğini belirterek araç hasarı nedeniyle 15.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … şirketi vekili ise, hasara uğradığı belirtilen araç üzerinde VDE Tüketici Finans AŞ’nin rehin hakkının bulunduğunu, sigorta poliçesinde dain-mürtehin olarak yer alan VDE Tüketici Finans AŞ nin muvafakatı olmadan davacının hasar tazminatının ödenmesini isteyemeyeceği, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, sigorta ettiren davacının doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; “…davacıyla, davalı … şirketi arasında yapılan sözleşmede ‘Kasko Sigorta Teminatı Dışı Hal’ başlıklı maddede; sürücüsünün kazaya karıştığı olayda sürücünün alkollü olması durumunda oluşacak hasarların teminat dışı olduğu açıkça belirtilmiştir. Yine aynı sözleşmenin ‘hasar
meydana geldiğinde sigortalının yükümlülükleri’ başlıklı maddesinin üçüncü bendinde sürücünün alkol muayene raporu tutturmak şeklindeki bendi gereği araç sürücüsünün kazaya karışması durumunda alkol muayenesini yaptırması bir yükümlülük olarak iki tarafça kabul edilmiştir. Sözleşmenin bu maddeleri kapsamında olay ele alındığında araç sürücüsünün açıkça ( bilerek ve isteyerek) üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşılmıştır. Sürücü bu şekilde davranarak alkollü olduğunu gizlemek istemiştir. Araç sürücüsü olan …’ ün alkollü olduğu halde kazaya karıştıktan sonra alkol muayenesi olmamak için bisikletten düşme şikayeti ile hastanece muayene edilmiş ve alkol muayene tutanağı tutturmamıştır. Kaldı ki hastanede de alkol ölçümü yaptırmamıştır. Böylelikle hem sigorta şirketiyle aralarında yapılan sözleşmeye aykırı hareket etmiş hem de dürüst davranma kuralını ihlal etmişlerdir…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, “…hasar gören aracın işleteni olan davacı ile olay tarihindeki dava dışı sürücüsünün doğru ihbarda bulunma yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, kazadan sonra bilerek ve isteyerek alkol ölçümü yaptırmadıkları, kötüniyetli oldukları…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacıya ait ve davalı … şirketi tarafından kasko sigortalı araç, olay gününde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda hasar görmüştür. Aracın sürücüsü, olay yerini terk etmiş olduğundan trafik kaza tespit tutanağında sürücünün tespit edilemediği bildirilmiştir. Jandarma görevlileri tarafından yapılan araştırma sonucunda, bu araçta yolcu olduklarını beyan eden ve alkollü oldukları belirlenen iki kişinin yaralı vaziyette sağlık ocağına gittikleri, bu kişilerce aracın sürücüsü olduğu ileri sürülen dava dışı …’ün de sağlık ocağına gitmeyip Sakarya ilindeki hastaneye gittiği, adı geçenin hastaneye bisikletten düşme şikayeti ile başvurduğu ve alkol ölçümünün yapılmadığı belirlenmiştir. Jandarma görevlileri tarafından olaydan sonra düzenlenen tutanakta;
Sürücünün kasıtlı olarak alkol ölçümü yaptırmamak amacıyla hastaneye bisikletten düşme şikayeti ile başvurduğu ve alkol ölçümü yaptırmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Cumhuriyet Baş Savcılığı tarafından araç sürücüsü … hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verme suçundan dolayı şüphelinin alkollü olduğuna dair bir bulgu tespit edilemediğinden ve delil ve şikayet yokluğundan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı … şirketi vekili tarafından yapılan şikayet üzerine davacı ile dava dışı sürücü hakkında resmi evrakta sahtecilik, güvenlik güçlerini yanıltma suçlaması ile kamu davası açılmıştır. Davalı … şirketi vekilinin yargılama sırasındaki açıklamasından da ceza davası sonucunda beraat kararı verildiği ancak bu beraat kararının temyiz edildiği ve henüz kesinlemediği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki çekişme, aracın sürücüsünün olay sırasında alkollü olup olmadığı, alkol ölçümü yaptırmamak amacıyla bisikletten düşme şikayeti ile hastaneye başvurup başvurmadığı, böylece doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği ve dolayısıyla zararın teminat kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre; gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 Teminat Dışında Kalan Zararlar başlıklı maddesinin 5.5. bendinde ise, “…Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların…” teminat dışında kaldığı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, Türk Ticaret Kanunu’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi,
aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları)
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, gerek ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı gerekse delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de, sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararının bu yönleriyle bağlıdır.
Somut olayda, İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/264 Esas sayılı dosyasında, davacı ve dava dışı … hakkında resmi evrakta tahrifat, güvenlik güçlerini yanıltma, sahtekarlık suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, ceza mahkemesince verilen beraat kararının temyiz edildiği, dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu ve kararın kesinleşmediği ve böylece kamu davasının sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de somut olayın özelliği itibariyle maddi vakıanın, özellikle davacının ve dava dışı araç sürücüsünün doğru ihbarda bulunma mükellefiyetini yerine getirip getirmediklerinin tespiti açısından ceza davasının sonucu önem arz etmektedir. Bu nedenle sözü edilen ceza davasının sonucu ve kesinleşmesi beklenmeli, tüm deliller birlikte yeniden değerlendirilerek,
varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bu bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.