Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1419 E. 2021/1031 K. 09.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1419
KARAR NO : 2021/1031
KARAR TARİHİ : 09.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16.05.2017 tarih ve 2015/486 E- 2017/191 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2018/1812 E. – 2019/1367 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin dünya çapında faaliyet göstermekte olup milyonlarca tüketiciye hitap ettiğini, “CEP” asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2014/12630 sayılı “cepgross” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, başvurunun tamamen müvekkilinin markalarının ticari itibarından ve getirisinden faydalanmak amacıyla yapıldığını, davalı markasının zamanla tanınmış olan müvekkili markasının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına neden olacağını, “cep” markasının tüketici gözünde ürün veya hizmetin kaynağını belirtme fonksiyonunu giderek zayıflatacağını, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015-M-9520 sayılı kararının iptaline, tescili halinde davalı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının mobil iletişim sektöründe müvekkili şirketin ise “cepgross” markası ile gıda, temizlik maddesi, sebze, meyve, şarküteri, et, süt ve süt ürünü, deniz ürünü, ve benzer ürünlerin toptan ve perakende satışı faaliyetini gerçekleştirmek amacıyla kurulduğunu, her iki işletmenin faaliyet alanlarının birbiri ile ilgisinin bulunmadığını, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 2014/12630 sayılı “CEPGROSS” ibareli davalı marka başvurusu ile davacının “CEP” ibareli markaları arasında, “CEP” ibaresinin zayıf marka olması sebebiyle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi kapsamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının “CEP” asıl unsurlu markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmış marka olmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “cepgross” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “cep” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan “CEP” ibaresinin, günümüzde cep telefonunun kısaltması olarak bilindiği ve bu hali ile ayırt ediciliğinin düşük olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.