YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5757
KARAR NO : 2020/5924
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; müvekkilinin … ili, Merkez … 1642 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, parsel üzerinde bulunan binayı uzun yıllardır oğlu olan davalının haksız ve kötüniyetli olarak işgal ettiğini ve halen de işgal etmeye devam ettiğini belirterek, el atmanın önlenmesi ile geriye dönük 5 yıllık ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı, söz konusu binayı babasının rızası ile kendisinin yaptığını, bu nedenle dava konusu ev için ecrimisil istenemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan zemin artı üç katlı binanın davacıya ait olduğu, davalının ise bu binalara girmesine müdahale ettiği, engellemesinin haksız ve mülkiyet hakkına aykırı olduğu, bu sebeple davacının müdahalenin önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil yönünden ise davacının söz konusu binayı davalının kullanmasına uzun yıllar ses çıkartmadığı ve rızasının bulunduğu, davacının bu kullanmaya ilişkin muvafakatini geri alma zamanının … Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapmış olduğu şikayet tarihi olan 14.03.2013 olduğu belirtilerek, ecrimisil bu tarihten dava tarihine kadar hesaplanarak kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalının el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davalının ecrimisile yönelik temyiz isteğine gelince; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Tüm dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; … Merkez ilçe … 1642 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğu, taşınmaz üzerinde tapuda kaydı olmayan bir bina bulunduğu, binanın zemin artı 3 katlı olduğu, zeminde 2 ayrı depo bulunduğu, evin birinci ve ikinci katında ikamet edildiği, üçüncü katının ise iç ve dış sıvalarının henüz yapılmadığı ve tamamlanmamış bir mesken olduğu, davacının belli bir süre bu binanın ikinci katında oturduğu, davacı otururken davalının da aynı binanın birinci katında ikamet ettiği ve zemindeki depoları kullandığı, daha sonra davacının evlenmesi nedeniyle davalı oğluyla anlaşmazlık çıktığından buradan ayrıldığı, davacının 14.03.2013 tarihinde … Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet beyanında; söz konusu bina ile ilgili olarak iki katını kendisine ayırdığı, iki katını ise oğlu davalıya kullanması için verdiği, mülkiyeti kendisine ait ve herhangi bir hakkı bulunmadığı halde; 4 katlı binanın 2 katını tecavüz eden ve kullanmasını engelleyen oğlundan davacı ve şikayetçi olduğunu, kendisine iki daireyi teslim etmesi halinde uzlaşacağını belirttiği, bu nedenle davacının dava tarihine kadar söz konusu iki daireyle ilgili muvafakatinin devam ettiği ve davalının zemin ve birinci katı işgalinin kötüniyetli olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece kötüniyetli işgal tarihi başlangıcının … Başsavcılığına yapılan şikayet tarihi olduğu belirlenerek, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar ecrimisile hükmedilmesi doğru ise de; davalının şikayet beyanında belirttiği üzere; zemin katta bulunan depolar ve birinci kat yönünden muvafakatinin dava tarihine kadar devam ettiği gözetilmeksizin anılan yerler bakımından da ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; dosya içerisinde bulunan 03.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda, emsal karşılaştırması yapılmadan talep edilen son dönem için ecrimisil belirlendiği ve geriye doğru 5 yıllık hesaplama yapıldığı, Mahkemece raporda belirlenen miktar esas alınarak da kötüniyetin başlangıç tarihi olan 14.03.2014’ten itibaren dava tarihine kadar kendiliğinden ecrimisil hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için süre ve imkan tanınmak suretiyle talep edilen döneme göre yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ecrimisil hesabı yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporundaki miktar esas alınarak kendiliğinden hesap yapılması ve yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalının el atmanın önlenmesi yönünden temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, REDDİNE, davalının ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.