YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/298
KARAR NO : 2012/865
KARAR TARİHİ : 26.01.2012
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.05.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.09.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, su arkına vaki elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde sarı ile işaretlenen su arkına davalının müdahalesinin men’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Burada öncelikle su arkı deyimiyle neyin anlaşılması gerektiği hususu üzerinde durulmalıdır. Bilindiği üzere ark, genellikle insan eliyle yapılan sulama ve ulaşım amacıyla kullanılan suyoludur. Şayet, çekişmeli bölgede kadastro çalışmaları yapılmış ark olarak saptanan bir yer kadastro paftasına bu niteliğiyle işlenmişse, paftasından terkin edilene kadar bu yer ancak su arkı olarak kullanılabilir. Dolayısıyla, bu arktan yararlanan herkesin varsa haksız müdahalenin kaldırılmasını talep etme yetkisi vardır. Fakat, varlığı iddia edilen su arkı kadastro paftasında işaretlenmemişse, bir başkasının çap kaydı kapsamı içinde kalmaktaysa, o takdirde mülkiyet hakkı sahibine üstünlük tanımak gerekir.
Somut olaya gelince;
Çekişme konusu su arkı, 22.10.2010 tarihli bilirkişi krokisinde sarı ile boyanmıştır. İncelenen kadastro paftasından su arkının kadastro çalışmaları sırasında paftasına işaretlenmediği görülmektedir. Bu yer aynı zamanda davalının maliki olduğu 8 sayılı parsel çap kaydı içerisinde olduğundan, davalı burada Türk Medeni Kanununun 683. maddesinde sözü edilen maliktir. Mülkiyet hakkı sahibinin, mülkiyet hakkının kullanılmasından doğan yetkileri ancak yasalarla sınırlanabileceğinden, davanın reddi yerine arkın kadim ark olduğundan bahisle istemin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 26.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.