YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1687
KARAR NO : 2021/5508
KARAR TARİHİ : 19.04.2021
Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Dava ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33 Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33 Hukuk Dairesince verilen kararın davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı … Hazır Giyim… A.Ş prim borçları nedeniyle gönderilen ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle 5510 Sayılı Kanunun 88. Maddesi gereğince borçtan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARLARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ticaret sicil kayıtlarından davacının borcun ait olduğu dönemlerde dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun 88. Maddesi gereğince sorumluluk için yönetim kurulu üyesi olmak yeterli olduğundan davacının davaya konu ödeme emirlerinde ki borçlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI:
Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU NEDENLERİ
Davacı vekili davacının oğlunun ısrarları üzerine şirket ortağı yapılan ve kendisine sembolik olarak %0,0025 hisse verilen müvekkilinin, yönetim kurulu üyesi olduğu süre boyunca hiçbir şekilde şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığını, bırakın ödenmemiş prim borçlarının olmasını, şirketin günlük faaliyetlerinden dahi haberdar olmadığını, Müvekkili istese idi dahi, şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığından söz konusu primlerin ödenmesine yönelik hiçbir tasarruf yapamayacağını yüzbinlerce lira borçtan sorumlu tutulmasının, hak, hukuk ve vicdanla hiçbir şekilde bağdaşmadığını, davacının yönetim kurulunda olması sebebiyle sorumlu tutulmasının vicdan ve adalete aykırı olduğunu, mahkemece alacakların tam tarihleri ve şirketten tahsil edilip edilmediği araştırılmaksızın eksik inceleme ile tek celsede karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Taraf ehliyeti davada taraf olabilme yeteneğidir. Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir (HMK m. 50). Yargılama sürecinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği, usul hukukunun temel ilkelerinden biridir ve HMK 114/1-d maddesine göre dava şartıdır.
Yargılama sırasında taraflardan birisinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün değildir. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (HMK m. 55). Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde mirasçıların murisin borçlarından sorumlulukları son bulmaktadır. TMK’nın 612. maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. T.M.K.nın 612. maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre tasfiyenin de sulh hukuk mahkemesince yapılması gerekeceğinden mahkemece mahallin sulh hakimine durum bildirilmeli, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, atanacak temsilciyle davaya devam olunmalıdır.
Dosya kapsamına göre, davacının yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılmakla, ölen davacının taraf ehliyetinin sona ereceği ve davacı vekilinin de davaya devam etmesinin mümkün olmadığı gözetilmelidir. Bu durumda mahkemece yöntemince tespit edilecek davacı mirasçılarının davaya devamı sağlanarak sonuca varılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, karardan bir örneğin bölge adliye mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.