YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10972
KARAR NO : 2011/14110
KARAR TARİHİ : 22.11.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.09.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, zararın giderilmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, üst kat komşusu davalının malik olduğu taşınmazdan sızan atık ve pis su nedeniyle taşınmazında zarar oluştuğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesini, su sızıntısının davalı tarafından giderilmesini ve 3.150TL zararın 03.09.2006 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazında kiracı bulunduğundan tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, davacının taşınmazındaki zararın kendi binasından kaynaklanmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kabulü ile elatmanın önlenmesine, davalı taşınmazındaki su sızıntısının inşaat bilirkişi raporunda, davacı taşınmazında oluşan hasarın inşaat ve su tesisatçı bilirkişinin raporunda belirtildiği biçimde giderilmesine ve 3.150TL hasar bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi, “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Alaplı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/12 değişik iş dosyasındaki 17.06.2010 günlü bilirkişi kurulu raporunda davalının maliki olduğu taşınmazdan sızan su nedeniyle davacı taşınmazında oluşan zarar ile zarar bedelinin 3.150 TL olduğu belirlenmiştir. Bu akıntının nasıl giderileceği de inşaat bilirkişi raporunda açıklanmıştır. Mahkemece, davalı taşınmazındaki su akıntısının inşaat bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde önlenmesine ve hasarın giderilmesine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak, davacı taşınmazındaki hasarın onarılması ve hasar onarım bedeli 3.150TL davalıdan alınmasına biçimindeki karar ile davalının zarar veren eylemi aynı sonucu doğuran iki ayrı yaptırımla hüküm altına alınması doğru görülmemiştir. Ancak bu hatanın giderilmesi kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/VII maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının dördüncü bendinin tamamının hükümden çıkarılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, 22.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.