Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1929 E. 2021/2572 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1929
KARAR NO : 2021/2572
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davaya konu taşınmazlara davalı … tarafından kamulaştırma kararı olmadan fiilen elatıldığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300 TL ecrimisilin davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 35.421 TL olarak artırmıştır.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 35.421 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kamulaştırmasız elatma nedeniyle ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1294 ada 20 parselde kayıtlı 5.137 m2 bina ve arsa vasıflı taşınmazın imar yoluyla davacıların murisi … adına 31/400 hisseli olarak 18.11.1988 tarihinde tescil edildiği, dava konusu 953 ada 4 parselde kayıtlı 4.156 m2 tarla vasıflı taşınmazın ise, davacıların murisi … adına 243/18099 hisseli olarak satış yoluyla 06.02.1981 tarihinde tescil edilmiş olduğu, 1294 ada 20 parselde kayıtlı taşınmazın, 953 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazın imar sonucu oluştuğu, keşif sonrası düzenlenen 18.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna göre, davaya konu taşınmazların otoban-serbest bağlantı yolunda kaldığı, taşınmazların tamamına davalı kurum tarafından bu şekilde el konulduğunun belirlendiği, Mahkemece kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için (16.12.2011-16.12.2006) ve kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat dava tarihi ile eldeki ecrimisil dava tarihi arasındaki dönem için (16.12.2011-22.10.2014) olmak üzere toplam 35.421 TL ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir . Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Belirtmek gerekir ki, kamulaştırmasız elatma hâlinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararı doğrultusunda taşınmaz sahibinin açtığı davalarda, malikin idarece yaratılan fiili duruma açtığı dava tarihi itibariyle onay verdiği ve bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza elatması açılan bu dava tarihine kadar haksız eylem niteliğinde (HGK’nin 12.03.2008 tarihli ve 2008/5-243 E., 2008/246 K.) kabul edilmektedir. Eldeki davada taşınmaz mal sahibince açılan dava bulunması dolayısıyla verilen bir onay bulunduğu açıktır.
Somut olayda, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda Yargıtay ve Dairemiz uygulamaları doğrultusunda alınacak bilirkişi raporu ile kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için (16.12.2011-16.12.2006) hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat dava tarihi ile eldeki dava tarihi arasındaki dönem için belirlenen ecrimisile de hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi