YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5185
KARAR NO : 2021/2835
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2019 tarih ve 2016/286 E- 2019/434 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.11.2019 tarih ve 2019/1997 E- 2019/1378 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca 2011-2015 yılları arasında davalının davacıdan haksız olarak otomasyon komisyon bedeli, yakıt kart komisyon bedeli, yakıt kart ve sair ad altında fazla tahsilat yaptığını, yapılan bu tahsilatın iadesi için çekilen ihtardan bir sonuç alınamadığını ileri sürerek toplam 848.817,98 TL’nin davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından beri devam eden ve davacı tarafından kabul edilen uygulamanın sözleşmeye aykırı bir durumu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşmede söz konusu bedellerin davacıdan tahsil edileceğine dair açık bir hüküm yer almamasına rağmen davalının bu yönde düzenlediği faturaların davacı tarafından muheviyatının bilinerek kayıtlarına alındığı ve itirazsız ödendiği, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra davacı bayinin bu ödemelerin geçersiz olduğunu ileri sürerek istirdadı gerektiğini ileri sürerse yarattığı güvene aykırı ve çelişkili davranmış olacağı bu nedenle davacı talebinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi sektörel uygulama uyarınca dava konusu edilen taleplerin bayilerin katlanması gereken yükümlülüklerden olduğunun saptandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, HMK’nın 352. maddesi uyarınca istinaf nedenlerinin başvuru dilekçesinde gösterilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinde istinaf başvuru nedenlerinin gösterilmediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen hükümde kamu düzenine bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.