Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/11163 E. 2020/17090 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11163
KARAR NO : 2020/17090
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 16/02/2005 tarihinden itibaren son olarak davalı … Tarımsal Yapı Müh. Mürt. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak davalı … Su ve Kanalizasyon İdaresi(…) Genel Müdürlüğü şantiyesinde çalıştığını, müvekkilinin bu çalışmasının 30/06/2014 tarihine kadar kesintisiz devam ettiğini, müvekkilinin su bakım onarım ustası olduğunu ve emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, davalılar arasında asıl – alt işveren ilişkisi bulunmayıp muvazaalı ilişki söz konusu olduğunu, bu nedenle müvekkilinin baştan beri davalı … çalışanı sayılması gerektiğini, davalının 5393 sayılı Belediye Kanunu 14, 51 ve 67. Maddelerini yasal dayanak yaparak temel işi olan su bakım onarım, kanal açma, su arızalarını giderme gibi işlerde çalıştırılmak üzere kadrolu işçilerinin yanı sıra davalı firmanın sigortalısı olarak da işçi istihdam ettiğini, müvekkilinin yaptığı işin …’nun kadrolu işçilerinin tıpatıp aynısı olduğunu, davalı Tarımsal Yapı…şirketinin kendi başına bir faaliyetinin, yönetim hakkının olmadığını, şirketin Gebze’de bir merkezinin, sigortalılara talimat veren bir yöneticisinin olmadığını, müvekkilinin yaptığı işlerin tümüyle … yetkilileri tarafından belirlendiğini, müvekkilinin yaptığı işin davalı …’nun asıl işi olduğunu, su hizmetlerinin temel belediyecilik hizmetlerinden olduğunu, davalı …’nun muvazalı işlem ile davacının işçilik hak ve alacaklarını kısıtlama yoluna gittiğini beyanla fark kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, eşit davranma borcuna aykırılık tazminatı ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Tarımsal Yapı Müh. Mürt. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, İş Kanunu 112. maddesi uyarınca kıdem tazminatından sorumlu olmadıklarını, davacının yıllık izinlerinin kullandırıldığını, fazla çalışma hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini, işyerinde toplu iş sözleşmesi bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Genel Müdürlüğü vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl işveren- alt işveren arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesine göre bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren – alt işveren ilişkisi denir.
Muvazaa Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren – alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı Kanun’un 2/7. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlığını taşıyan 14. maddesinin a bendinde “imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır” kuralına yer verilmiştir.
5393 sayılı Kanun’un 67. maddesi ile Belediyeleri asıl işlerini de 6. fıkradaki sınırlamalar olmaksızın alt işverenlere verebileceği düzenlenmiştir. Anılan hükme göre “belediyede meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri, araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri, bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri, sağlıkla ilgili destek hizmetleri, fuar, panayır ve sergi hizmetleri, baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler, kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler, toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri, sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir”. Böylece 67. maddedeki hüküm uyarınca temizlik işleri, park bahçe işleri, bakım ve onarım işleri belediyenin asli işlerinden olmasına rağmen, işletmenin veya işin gereği teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş olup olmadığına bakılmaksızın üçüncü kişilere gördürülmesi mümkün kılınarak 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesine istisna getirilmiştir.
Somut olayda, davacının, davalı … Genel Müdürlüğü işyerinde, alt işverenler bünyesinde, 2005-2014 yılları arasında bakım onarım işçisi olarak çalıştığı ve emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca, davacının çalıştığı bakım onarım işlerinin hizmet alım yoluyla üçüncü kişilere gördürülmesi mümkündür. Sözü edilen düzenlemeler ile asıl işin tamamı ya da bir kısmı 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebilir. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameleri nazara alınarak yapılan değerlendirme neticesinde, davacının hizmet alım sözleşmelerine uygun şekilde çalıştırıldığı, davalı … Genel Müdürlüğü ile diğer davalı şirket arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisinin kanuna uygun olarak kurulduğu ve bu itibarla muvazaaya dayanmadığı anlaşılmaktadır.Diğer taraftan, davalı asıl işveren … Genel Müdürlüğü işin düzenli ve sağlıklı yürütümü bakımından verdiği emir ve talimatların, alt işverenin yönetim hakkını ortadan kaldırıcı nitelikte olduğu da söylenemez. Anılan sebeplerle, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisi kanuna uygun kurulmuştur ve muvazaaya dayalı değildir. Mahkemece, aksi yöndeki gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalı olup, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3-Bakanlıklar tarafından çıkarılan düzenleyici işlemlerle (Yönetmelik, yönerge, genelge vb.) bir kişi ya da kurumun vergi ve harçlardan muaf tutulması mümkün değildir. Yine yargılama yetkisi bulunmayan Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlıklarının bir kişi ya da kurumun yargılama harçlarından (ve temyiz harçlarından) muaf olduğu yönündeki görüşleri o kişi ya da kurumun yargılama harçlarından (ve temyiz harçlarından) muaf olduğunu göstermeyeceği gibi mahkemeleri de bağlamaz.
Bu nedenle, …, … gibi büyükşehir belediyelerinin bünyelerinde bulunan, tüzel kişiliği haiz, su ve kanalizasyon işlerini yürüten idareler (Kurumlar) yargılama harçlarından ve bu kapsamda temyiz harçlarından muaf değildir.
Somut uyuşmazlık açısından yapılan tespit ve değerlendirmede, davalılardan … Genel Müdürlüğü muaf olmadığı halde harçtan sorumlu tutulmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 26/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.