YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9465
KARAR NO : 2010/6529
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 10/05/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/04/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan … vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalılar … vekili ve … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 01/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil … ve vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, düşük sicil notu vermek ve haksız yere soruşturma açmak biçimindeki haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden, davalılar tarafından düzenlenen 2005 ve 2006 yılı sicil belgelerinin idari yargı kararları ile iptal edilmiş olduğu, 10.01.2002 gün ve 3776 sayılı yazıda “sicil raporunda yer alan tarafsızlık ve insan haklarına saygıyla ilgili sorulara, 657 sayılı kanunun 7. maddesinde sayılan fiiller nedeniyle disiplin cezası verilmiş olması halinde 100’den aşağı değerlendirilmesinin mümkün olabileceğinin” belirtildiği, getirtilen sicil belgelerinde tarafsızlığı ve insan haklarına saygısına ilişkin bölümlerin davalılar tarafından 100’ün altında not verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişim biçimi, davalıların eylemlerinin niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 8.000,00’er TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 2.000,00’er TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle, hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 1 ve 6 nolu bentlerinde yer alan “…8.000,00…” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…2.000,00…” sayı dizilerinin yazılmasına, harç alınmasına ilişkin 2 ve 7 nolu bentlerinin tümden silinerek yerlerine 2 nolu bent olarak “2-Alınması gereken 108,00 TL karar harcının peşin alınan 270,00 TL harçtan indirilerek fazla alınan 162,00 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine, davacıdan peşin alınan 108,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir yazılmasına,” biçimindeki tümcenin eklenmesine; 7 nolu bent olarak “7-Alınması gereken 108,00 TL karar harcının peşin alınan 270,00 TL harçtan indirilerek fazla alınan 162,00 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine, davacıdan peşin alınan 108,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir yazılmasına,” biçimindeki tümcenin eklenmesine; taraflar yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 3, 4, 8 ve 9 nolu bentlerinde yer alan “…960,00…” biçimindeki sayı dizilerinin ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…575,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davalılardan … yararına takdir olunan 750,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/06/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava; 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin olarak düzenlenen sicil raporlarında, sicil notunu düşük vermek suretiyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız eylem tarihi itibariyle; Davacı … Erzurum İl Milli Eğitim Müdürüdür. Davalılardan … Erzurum Valisi olup 1., … Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olarak 2., … ise Milli Eğitim Bakanı olması sıfatıyla 3. derecede davacının sicil amiridir.
Davacı, 2005 ve 2006 yıllarına ait sicil raporlarının objektiflik ilkesi ihlal edilerek, sübjektif gerekçelerle düzenlendiğini, bu sicil raporlarının idari yargı kararlarıyla iptal edildiğini; ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının 11 Ocak 2002 tarih ve 154/3776 sayılı sicil raporu konulu yönergesine aykırı şekilde “insan haklarına saygısı ve tarafsızlığı” bölümlerinin (100) puan altında takdir edilerek haksız biçimde kişilik haklarına saldırıldığını ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalılar ise, sicil notlarının davacının o tarihteki mevcut durumuna göre verildiğini, herhangi bir sübjektif işlemden söz edilemeyeceğini, Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ile Borçlar Kanunu’nun 41 ve 49. maddelerine aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesi; davacı hakkında tanzim edilen 2005 ve 2006 yıllarına ait sicil raporlarının idari yargı kararlarıyla iptal edilerek kesinleştiğini, böylece objektif olarak düzenlenmediğinin anlaşıldığını; diğer yandan, “insan haklarına saygısı ve tarafsızlığı” bölümlerinin tam nottan ayrılarak, 80,85 ve 80 olarak düzenlendiğini bildirerek, 8.000’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine hükmetmiştir.Dairemizin sayın çoğunluğunca manevi tazminat miktarı 2.000’er TL sına indirmek suretiyle karar düzeltilerek onanmıştır.
Davanın tümden reddini düşündüğümden, aşağıda sunduğum nedenlerle sayın çoğunluğun bu kararına katılmam mümkün olmamıştır.
Şöyle ki; Devlet Memurları Kanunu’nun 111.maddesi; Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde; kademe ilerlemelerinde; derece yükselmelerinde, emekli edilme veya hizmet ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğunu, 115. maddesi sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel tutum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildireceklerini, 119. maddesi; sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu, 60’ın altında olanların olumsuz sicil almış sayılacaklarını hüküm altına almıştır.Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 16.maddesi; kanuna paralel olarak sicil notu ortalaması 60 dan 75’e kadar olanların orta derecede başarılı olmuş, olumlu; 59 ve daha aşağı not alanların yetersiz görüleceğini ve olumsuz sicil almış sayılacaklarını, 19. maddesi; sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken; Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerinin süratli ve ekonomik şekilde yürütülmesini; güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacaklarını, garez veya özel amaçlarla sicil raporlarını gerçeğe aykırı doldurdukları anlaşılan sicil amirlerinin cezai sorumluluklarının saklı olacağını, 20. maddesi; garez veya özel maksatla memur hakkında gerçeğe aykırı değerlendirme yaptığı anlaşılan sicil amirinin değerlendirmesinin geçersiz sayılarak memur hakkında varsa diğer sicil amiri veya amirlerinin değerlendirmesine göre, yoksa o sicil döneminde son üç yılın aritmetik ortalaması esas alınarak buna göre işlem yapılacağını, gerçeğe aykırı olarak memur lehine yapıldığı anlaşılan değerlendirmelerin de geçersiz sayılacağını, bu takdirde de diğer değerlendirmelere; başka değerlendirme yapılmamışsa memurun son 3 yıla ait sicil raporlarının; hakkında daha az sayıda sicil raporu doldurulmuş olanların mevcut sicil raporlarının ortalamasına göre işlem yapılacağını öngörmüştür.Evleviyetle söylememiz gerekir ki davacının, davalı sicil amirlerinin garez veya özel amaçlı olarak sicil notu verdikleri iddiası kanıtlanamamıştır. Sicil notuna dair işlemin idari yargı tarafından iptal edilmiş olması, sicil raporunu düzenleyenler hakkında tek başına her zaman tazminat sorumluluğunu gerektirmez.
Diğer yandan; Devlet Memurları Kanunu’nun ödevler ve sorumluluklar başlıklı 2. bölümünün, “Tarafsızlık ve Devlete bağlılık” başlıklı 7. maddesinin yansıması olarak hazırlandığı izlenimi veren, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 10 Ocak 2002 günlü yazısında belirtilen yönerge hükmüne aykırı olarak, sicil raporlarında yer alan “tarafsızlık ve insan haklarına saygı” ile ilgili soruların tam notun altında değerlendirilmesi de, yine mali sorumluluk sebebi teşkil etmez.
Bu itibarla; davanın tümden reddi gerektiği kanaat ve görüşünde olduğumdan, davayı kısmen kabul eden yerel mahkeme hükmünü düzelterek onayan Dairemiz sayın çoğunluğunun bu kararına katılamıyorum. 01/06/2010