YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/979
KARAR NO : 2021/5562
KARAR TARİHİ : 28.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin 6 parsel numaralı taşınmazın müşterek maliklerinden olduğunu, dava konusu taşınmaza davalı … tarafından duvar örülerek müdahale edildiğini, davalının bu müdahalesinin men’i için Akçakale Noterliğinden gerekli ihtarın yapıldığını belirterek dava konusu taşınmaza davalı tarafından yapılan haksız müdahalenin men’ine ve yapının kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın İlçe eski cezaevi olduğunu, Adalet Bakanlığı tarafından kapatıldıktan sonra Belediyelerine devredildiğini, dava ile ilgili olarak kamulaştırma kararı alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından usule ilişkin olarak temyiz edilmiş, Dairenin 22.05.2018 tarihli ve 2018/8933 Esas, 2018/13004 Karar sayılı ilamı ile “…Dosyadaki bilgi ve belgeler ile özellikle duruşma tutanaklarının incelenmesinden; mahkemece yapılan yargılamada, 06.05.2015 tarihinde son celsenin yapıldığı, davacı asil ve davacı vekilinin hazır bulunduğu, davalı vekilince 05.05.2015 tarihli dilekçe ile bahsi geçen celsede ilçe dışında olunacağı sebebiyle mazaret dilekçesi verildiği, davalı vekilinin UYAP üzerinden mazeret dilekçesi sunduğunun tutanağa bağlandığı ve mahkemece mazeret hususunda karar verilmeden davanın esası hakkında kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı HMK’nin 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36’ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Somut olayda, 06.05.2015 tarihli celsede tahkikat aşamasının sonlandırılarak davanın kabülüne karar verilmiş olmasına rağmen mahkemece davalı vekilinin son celse için verdiği mazeret dilekçesi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olması davalının az yukarıda bahsi geçen hukuki dinlenilme hakkına (HMK mad.27) aykırı olmuştur. Açıklanan bu hususa riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir…’gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne, davalı tarafça dava konusu 1 ada 6 parseldeki taşınmaza fen bilirkişi raporunda sarı ve mavi ile taralı olarak gösterilen 153,39 m2 lik kısma yapılan müdahalenin men’ine, parsel üzerinde bulunan ve A ve B harfleriyle gösterilen davalıya ait yapının kal’ine, taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava açıldığında davacının dava konusu 1 ada 6 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğu, davalının tapuda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı ancak tapunun şerhler hanesinde üzerindeki binanın davalı …’ye ait olduğu hususunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal’e karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, geri çevirme sonrası, dosya arasına alınan tapu kayıtlarına göre, dava konusu 1 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 09.03.2016 tarihinde imar işlemine tabi tutularak 642 ada 5 parsel sayılı taşınmaz olduğu, davacı …’ın 642 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini 18.11.2016 tarihinde davalı Belediyeye sattığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmaza ait imar evraklarının ve imar sonrası oluşan tüm taşınmazların son tapu kayıtlarının tümünün eksiksiz olarak dosya arasına alınarak, dava konusu taşınmazda davacının payının 642 ada 5 parsel sayılı taşınmaz dışında başka bir imar parseline gidip gitmediğinin detaylı bir şekilde araştırılması dava konusu taşınmazda davalının malik olduğu ve davacının hak sahipliğinin kalmadığının tespiti halinde oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Bu husus düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.