YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1923
KARAR NO : 2021/4650
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.12.2013 tarih ve 2012/253-2013/563 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine 10.08.2009 vade tarih ve 25.000,00 TL bedelli senetten dolayı icra takibi başlatıldığını, alacaklı davalının, davacının yaklaşık 8 yıl kadar Osmaniye ‘de çalıştığı patronlarının akrabası olduğunu, davacının Almanya doğumlu olan Bursa ili Nilüfer ilçesi ve Avusturya- Telf ikametli olan davalıyı hiç bir şekilde tanımadığını, davalının Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde davacıyı Osmaniye’den tanıdığını davacıya 2007 tarihli 2009 vade tarihli yaklaşık 2 yılı faizsiz, toplam 4 yıl beklemeli 25.000,00 TL borç para verdiğini, 4 yıl sonra ödemeyince de davacı aleyhine icra takibi başlattığını beyan ettiğini, davacının, davalının akrabası olan şahısların sahibi olduğu …ve Köseler şirketinde 8 yıl kadar işçi aylık 600,00 TL ücretle çalışıp daha sonra rahatsızlandığı için işten çıkartıldığını, işten haksız yere çıkartıldığı için açmış olduğu iş davasını kazandığını, davacının alacağını meşru yollardan engelleyemeyen iş veren şirket yetkililerinin önce davacıyı tehdit ettiklerini, sonuç alamayınca yeğenleri olan davalıyı alacaklı göstererek gayrimeşru senedi işleme koyduklarını ileri sürerek davacının takibe konan 25.000.-TL bedelli senet ve ferilerinden dolayı toplam 47.016,61 TL borçlu olmadığının tespitine, senetle birlikte tahsil edilen 32.183,34 TL’nin davalıdan alınarak davacıya reeskont faiziyle birlikte iadesi ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibinin müstenidatının kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı yalnızca yazılı belge ve yazılı delille dava açılabileceğini, borç yapıp senet imzalayan ve alacaklısına senet veren borçlunun verdiği senette yazılı borcunu ödemekle mükellef olduğunu, senetteki imzanın sahte olduğu iddiasını kabul etmediklerini, Osmaniye İcra Hukuk Mahkemesi 2011/521 E. sayılı dosyasında senet üzerindeki imzanın borçluya ait olduğunun tespit edildiğini, savcılıkça da takipsizlik kararı verildiğini, davacı hakkında iftira suçundan Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2012/144 E. sayılı dosya ile kamu davası açıldığını belirterek davanın reddi ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin davalının savcılıktaki beyanında davalıya nakit borç verdiğini beyan ettiğini ancak 3.Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki beyanında ticari ilişkisinden dolayı borç verdiğini beyan ettiğini ispat külfetinin davalıya geçtiğini iddia etmiş ise de, senette “nakten” ibaresinin yazılı olduğu ve davalı ve vekilinin tüm safahatta nakti borç verildiğini ve geri alınamadığını bildirdiklerinin görüldüğü, bononun ödeme vaadi niteliğinde ve bağımsız borç ikrarını içeren bir kambiyo senedi olduğu, bu nedenle bonoyu düzenleyenin asıl borçlu durumunda olduğunu ( TTK m 691/1 ), kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğunu, dava konusu bononun düzenlenme nedeninin nakden olup, nakit verildiğine karine olduğunu, kural olarak, bonolara karşı ileri sürülen her türlü iddia ve savunmanın yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davacı vekilinin dosyadaki dilekçeleri dışında başkaca delile dayanmadığı, yazılı delil sunamadığının anlaşıldığı, daha önce davacı tarafından davalı aleyhine icra hukuk mahkemesine açılan imzaya itiraz davasının da reddedildiği, savcılığa açılan soruşturma dosyasının da kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2012/144 esas sayılı dosyasında da davaya konu bonodaki imzanın aidiyeti konusunda İstanbul ATK. Fizik İht. Dairesinden rapor aldırıldığı, imzanın davacı borçluya ait olduğunun tespit edildiği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın ve koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.