Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2177 E. 2021/2791 K. 25.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2177
KARAR NO : 2021/2791
KARAR TARİHİ : 25.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, vekil edenlerinin iktisap tarihinden önce akdedilen kira sözleşmesine muvafakati olmaması nedeniyle … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/196 Esas 2012/279 Karar sayılı dosyasıyla tahliye edilen davaya konu … İlçesi, Yeni Ömerli Mah. 4107 Sokak No:3 adresindeki taşınmazı davalıların 05.08.2011-01.04.2013 tarihleri arasında haksız kullanımı nedeniyle 30.000 TL ecrimisil bedelinin yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacılardan önceki malik ile vekil edenleri arasında 29.04.2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15 yıllık kira sözleşmesinin yapıldığını, tahliyeye kadar kullanımının haksız kullanım olmadığını bu nedenle dava konusu taşınmazda vekil edenlerinin davaya konu dönemde kiracı olarak bulunduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacılar ile davalılar arasında görülen … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/196 Esas, 2012/279 Karar sayılı dava dosyasında, davalıların önceki malikle imzalamış olduğu, … 1. Noterliğinin 09.08.2013 tarihli kira sözleşmesinin feshi ile davalıların … İlçesi, Yeni Ömerli Mah. 4107 Sokak No:3 adresindeki taşınmazdan tahliyesinin davacılar tarafından talep edildiği, Sulh Hukuk Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 28.04.2008 başlangıç tarihli (1) yıllık ve 29.04.2009 başlangıç tarihli (15) yıllık davalılar tarafından kira sözleşmeleriyle önceki maliklerden kiralandığı, sözleşmelerinin birinin 28.04.2009, diğerinin 29.04.2024 tarihinde sona ereceği, davacıların ise bu taşınmazı 05.08.2011 tarihinde iktisap ettiği, 09.08.2011 tarihinde BK’nin 276.maddesi kapsamında ihtar çektiği, ihtarın davalılara 10.08.2011 tarihinde ulaştığı, davacıların ise davasını yaklaşık 6 ay sonra 27.02.2012 tarihinde açtığı, yeni bir kira dönemi başlamadığı, davacıların iktisaptan sonra davalılardan kira parası aldığına dair somut dosyaya yansıyan bir bilgi de olmadığı, davacıların davasının BK’nin 276.maddesi anlamında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabul edilerek, Yargıtay incelemesinden geçerek onama suretiyle 07.02.2013 tarihinde kesinleştiği, tahliye kararının 01.04.2013 de infaz edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, kira sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil koşuluna bağlı tutulmamış, sözlü olarak da yapılabileceği kanun koyucu tarafından kabul edilmiştir.
Öte yandan kira ilişkisi, kişisel borç doğuran bir sözleşme türü olup, taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesi ile ilgili değildir. TBK’nin 310. maddesi hükmüne göre kiralananın mülkiyetinin kiralayan malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiralayan ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi tüm hak ve borçları ile birlikte yasa gereği kendiliğinden yeni malike geçer. Taşınmazın başkasına satılması, kiracının kişisel hakkını ortadan kaldırmaz. Davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası değil, 6570 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kiralananın tahliyesi ve kira alacağı davası açması gerekmektedir.
Somut olayda, davalıların taşınmazda kiracı olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Kiracı olmaları nedeniyle davacılar davalılardan ecrimisil talebinde bulunamazlar. Mahkemece taraflar arasındaki kira ilişkisi gözetilerek ret kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.