Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/21183 E. 2020/3371 K. 11.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21183
KARAR NO : 2020/3371
KARAR TARİHİ : 11.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali, Tescil Veya Muhdesatın Tespiti İle Beyanlar Hanesine Tescili

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün dahili davalı … Bankası A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın davalı …’den satın alındığını, taşınmazda bulunan evin vekil edenince yapıldığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini, mümkün olmaması halinde muhdesatın tespiti ile tapunun beyanlar hanesine şerhini talep ve dava etmiştir.
Davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davalı … ön inceleme duruşmasında sulh olmayı kabul ettiğini beyan etmiş, keşifteki beyanında 1995 yılında aldığı taşınmaza ölçüm yapmadan davacıya bir bölümünü sattığını ve davacının ev yaptığını beyan etmiştir.
Dahili davalı … Bankası A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafın tescil talebinin reddine, davacı …’ın evin mülkiyetinin tespiti davasının kabulüne, … köyü 3018 nolu taşınmaz üzerinde bulunan Fen Bilirkişileri…hazırladığı l8.06.2014 havale tarihli raporunda A harfi ile gösterilen evin davacı … ve Zadide kızı, 08.01.1974 doğumlu … tarafından yapıldığının tespitine ve tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmiştir. Hüküm, dahili davalı … Bankası A.Ş. vekili tarafından muhdesatın tespiti ve muhdesatın beyanlar hanesine tesciline yönelik karar yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde muhdesatın tespiti ve muhdesatın tapunun beyanlar hanesine tescil isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, muhdesatın bulunduğu dava konusu 3018 parsel sayılı taşınmazın tek malikinin dahili davalı … Bankası A.Ş. olduğu, dolayısıyla davacının taşınmazda paydaş olmadığı, bunun yanısıra taşınmaz hakkında kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunmadığı, böylelikle davacı yönünden mevcut ve güncel hukuki yararın da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, az yukarıda muhdesat tespiti davalarına yönelik mülkiyet ve hukuki yarar konusundaki açıklama çerçevesinde davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Dahili davalı … Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre dahili davalı … Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.