YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2962
KARAR NO : 2021/2326
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21/06/2018 tarih ve 2016/342 E. – 2018/464 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.05.2019 tarih ve 2018/1852 E. – 2019/931 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2009 yılından itibaren demans hastası olduğunu, 2013 yılı itibariyle kısıtlanması nedeniyle davacının eşi …’un davacıya vasi tayin edildiğini, davalı banka nezdinde dava dışı F-B …Ltd.Şti. hakkında doğmuş ve doğacak borçlar için davacının kızına 16.12.2011 tarihinde verilmiş vekaletnameye istinaden ipotek tesis edildiğini, davacının bu tarih itibariyle de fiil ehliyetinin bulunmadığını, davalı bankanın davacı aleyhine başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin iptali gerektiğini ileri sürerek, davacının takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini ve ipoteğin fekkini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka, davacının dava konusu taşınmazı üzerinde dava dışı borçlu şirket borçları için ipotek tesis edildiğini, davacının sonradan vasi tayin edilen eşi …’un ipotek işlemine muvafakatinin bulunduğunu, davacının borçtan sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kızı Ayla Cennet Motuk’a verilen 16.12.2011 tarihli vekaletnameye dayanılarak davalı lehine ipotek tesis edildiği, davacının 26.02.2013 tarihli mahkeme kararı ile kısıtlandığı, davacının eşi …’un vasi tayin edildiği, aynı mahkemede, davaya konu 16.12.2011 tarihli vekaletnameye dayalı tesis edilmiş başka bir ipotekle ilgili açılmış ipoteğin fekki davasında alınan adli tıp kurumu raporlarına göre davacının 16.12.2011 vekaletname tarihi itibariyle dahi ehliyetsiz olduğu yönünde görüş bildirildiği, vekaletnameye dayalı yapılan işlemlerin de yakın tarihli olduğu, usul ekonomisi ilkesi nazara alındığında ehliyet hususunda yeniden rapor alınmasına gerek görülmediği; davacının eşi ve vasisi … tarafından davalıya hitaben verildiği savunulan 14.08.2012 tarihli belgedeki imzanın inkar edilmesi üzerine grafoloji uzmanlarından alınan raporlara göre imzanın … eli ürünü olmadığının tespit edildiği, fiil ehliyetine haiz olmayan davacının kendisini borçlandırıcı işlemler yapamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ipotek resmi senedinin iptaline, ipotek şerhinin terkinine, davacının ipoteğe dayalı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının dava konusu ipoteğe dayanak vekaletname tarihi itibariyle ehliyetinin bulunmadığının aynı vekalete dayalı açılmış Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/684 esas sayılı davasında tespit edildiği, bu konuyla ilgili açılmış bir diğer davanın da temyiz incelemesi sonrasında kabul kararının onandığı, davacının eşi …’a isnat edilen belgedeki imzanın …’a ait olmadığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, buna dair tespit yapılmasa dahi bu durumun sonuca etkisinin olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.146,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.