Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/25518 E. 2020/16594 K. 24.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25518
KARAR NO : 2020/16594
KARAR TARİHİ : 24.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı vakıfta 15/10/1993-31/01/2012 tarihleri arasında çalıştığı, emeklilik suretiyle işten ayrıldığı, 6772 sayılı Yasa’ya istinaden ilave tediye ücreti ödenmesi gerektiği halde ödenmediği iddiası ile ilave tediye alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
25.05.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7144 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, “Vakıflar, 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 34’üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünce imzalanacak işletme düzeyinde Toplu İş Sözleşmesi kapsamında işyerleridir.” düzenlemesi getirilmiştir. Söz konusu Kanun’un 22. maddesinde kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş ve uyuşmazlığa konu 7. maddenin farklı bir tarihte yürürlüğü gireceğine dair ayrıksı bir hükme de yer verilmemiştir. Hukuki güvenlik ilkesi kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yasalar kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması hukukun genel ilkelerinden “‘Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereğidir.
Bu noktada, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce karara bağlanan 09.06.2017 tarih 2016/3-2017/4 Esas-Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın incelenmesi gerekirse, söz konusu karar uyarınca “3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile kurulan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olup ayrı işyeri olan bağımsız işveren oldukları, bu nedenle her vakıf için işyeri düzeyinde Toplu İş Sözleşmesi yetkisi verilebileceği; iş güvencesi hükümlerinden yararlanmanın ön koşullarından olan işçi sayısı tespit edilirken her vakıf yönünden sadece kendi işçi sayısının dikkate alınacağına” karar verilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararları Yargıtay Kanunu’nun 45. maddesine göre bağlayıcıdır.
Somut olayda, dava konusu talep kanunun yürürlük tarihinden önceki döneme ilişkin olup söz konusu dönemde 7144 sayılı Kanun’un 7. maddesi yürürlükte olmadığı gibi sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, ayrı işyeri olan bağımsız işveren olduklarının belirlendiği hususunda tarafları bağlayıcı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı bulunmaktadır. Bu itibarla, dava konusu ilave tediye isteğinin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24/11/2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları 14.06.1986 tarihinde 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Yasası ile Devlet eliyle kurulmuştur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 2016/3 E – 2017/4 K sayılı kararında “vakfın mal varlığı ise 4’üncü maddesinde “vakfın kuruluştaki mal varlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan aktarılan ve derhal faaliyete geçmeye yeter şekilde tahsis edilen miktar olduğu ifade edilmiştir” denilmiştir. Görüldüğü üzere bu vakıfların kuruluş sermayesi Devlet Kurumu olan Fon Kurulu tarafından sağlanmaktadır. Vakfın gelirleri “3294 sayılı Yasanın 8. maddesine göre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılacak miktar, işletme ve iştiraklerden elde edilecek gelirler ve diğer gelirler olarak” belirtilmiştir.
6772 sayılı (Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında) Yasa ise 1956 tarihinde kabul edilmiştir.
6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Yasa ile ilave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı düzenlenmiş; Yasanın 1. maddesinde, Devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu ayrıca yararlanacak kişiler belirlenmiş olup, bu yasa kapsamında olanlar içinde ise “sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirketler ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar” da sayılmıştır.
6772 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları mevcut değildi. 6772 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte ve öncesinde Devlet tarafından kurulmuş bu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları mevcut olsa idi herhalde “sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirketler ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar gibi bu vakıflarda 6772 sayılı Yasa kapsamında olurdu. Dolayısıyla bugün burada “amaca uygun yorum” yöntemine başvurarak bu vakıflarda çalışan işçilerin ilave tediye hakları bakımından hakkaniyete aykırı sonuçların kaldırılması gerekmektedir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının kapsama alınması için 6772 sayılı Yasanın 1. maddesinde açık bir düzenleme yapılıncaya kadar bu sorunun çözümü yasadaki örtülü (gerçek olmayan) boşluğun amaca uygun yorum yöntemi ile doldurularak sağlanabilir. Süreç içinde de önce Fon Kurulu 2012 yılından itibaren de bu vakıflarda çalışan işçilere ilave tediye niteliğinde iki maaş tutarında ikramiye ödenmesine karar vermiş, daha sonra da 25.05.2018 tarihli 7144 sayılı Kanunun 7. maddesinde de “vakıflar, 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 34. maddesinin 2. fıkrasına göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Müdürlüğünce imzalanacak işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi kapsamında işyerleridir.” düzenlemesi getirilmiştir. Tüm bu gelişmeler bu vakıfların kapsam bakımından 6772 sayılı Yasada tanımlanan kamu niteliğine tabi yerler içinde değerlendirilmesinin ve dolayısıyla buralarda çalışan işçilerin ilave tediye hakkından yararlandırılmasını gerektirmektedir.
Mahkemece ilave tediye ücretinin kabulü yönünde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, Dairemiz çoğunluk görüşüne katılamıyorum.24/11/2020