Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2017/568 E. 2020/2716 K. 17.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/568
KARAR NO : 2020/2716
KARAR TARİHİ : 17.06.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, çekişme konusu 3915 parsel 8 nolu bağımsız bölümün kayden maliki iken sitenin boya ve tadilat işlerini yapan davalılardan …. ile tanıştıklarını, …’in 1,5 – 2 ay sonra birkaç kişi ile oturduğu daireye gelerek dairenin tapuda devrini istediğini, kaçıracakları, öldürecekleri, terör örgütü ile bağlantılı oldukları şeklinde silahla tehdit ettiklerini, ertesi gün de tapuya götürerek baskı ve tehdit altında adına tescilini sağladığını, polise gitmesini önlenmek amacıyla da 08/01/2009 tarihli, “protokol” adlı belgeyi imzalayarak verdiğini, protokol içeriğine göre anılan taşınmazı 4 ay sonra iade etmek üzere aldığını ifade ettiğini, ancak taşınmazı muvazaalı olarak kısa bir süre sonra diğer davalıya temlik ettiğini, Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/203 Esasına kayıtlı dava ile davalı … ve yanındaki kişiler hakkında ceza davası açıldığını ileri sürerek taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, iddialar nedeniyle Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/203 E sayılı dosyasında yargılanarak beraat ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin davalıların cebir ve baskısı nedeniyle satıldığına dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairece “…Bu durumda iddianın ileri sürülüş biçiminden ve Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/203 Esas sayılı dava dosyasının içeriğinden özellikle davalı tarafın imzasını taşıyan 08/01/2009 tarihli protokol başlıklı belgeden; davada tehdit hukuksal nedeni yanısıra inançlı işlemden kaynaklı yolsuz tescil hukuksal nedenine de dayanıldığı açıktır… Hemen belirtmek gerekir, dosya kapsamına göre tehdit hukuksal nedenine dayalı iddia yönünden davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine… Somut olaya gelince; davacı davasında 08/01/2009 tarihli protokol başlıklı belgeye dayandığına göre anılan belgenin 05/02/1947 tarih, 20/6 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı uyarınca değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile neticeye gidilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez. Hal böyle olunca; mahkemece yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde 08/01/2009 tarihli protokol başlıklı belgenin değerlendirilmesi ve İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen belge niteliğinde olduğunun mahkemece benimsenmesi halinde Türk Borçlar Kanunu 97. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken eksik tahkikatla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 08/01/2009 tarihli protokol başlıklı belgedeki imzanın davalı …’in eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın düzenlemiş olduğu rapor okundu, açıklamaları dinlendi, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 23.00.TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.