YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1733
KARAR NO : 2021/1835
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.07.2018 tarih ve 2017/225 E. – 2018/299 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.02.2020 tarih ve 2018/1971 E. – 2020/179 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Ibrahim Adır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Eti” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahısça yapılan 2015/72834 sayılı “Emr Etiş+Şekil” ibare ve biçimli marka başvurusuna iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şahıs vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının “şekil+Emr Etiş” ibareli marka başvurusu ile davacının “ETİ” ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı KHK 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.03.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, marka başvurusuna itirazın reddine ilişkin TPMK YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Somut olayda davacının itiraza gerekçe markaları “ETİ” ibaresini taşımakta olup, davalının başvuru markası ise “EMR ETİŞ + Şekil” unsurlu markadır. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış markalar olduğu ancak 556 sayılı KHK’Nın 8/4.maddesindeki risklerin doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, BAM tarafından da istinaf istemi esastan reddolunmuştur.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesinin tespitinde, markaların görsel, sesçil ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda, davacının itiraz gerekçesi markaları “ETİ”, hükümsüzlüğü istenilen davalının başvuru markasının “ETİŞ” ibareli olduğu, markalar arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, davalı başvurusuna konu markanın sadece 29.01.sınıftaki “et ve et ürünleri” yönünden “ET İŞİ” şeklinde anlaşılması halinde bir anlamının bulunduğu ve bu emtialar yönünden tanımlayıcılığa yakın bir ibare olması nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bunun dışındaki ortak 29, 35 ve 40.sınıf mal ve hizmetler yönünden markalar arasında, sadece tek harf farkı bulunması nedeniyle KHK’ın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerekeceği ve nitekim Dairemizin birebire yakın emsal 2012/18900 E. – 2013/17043 K. sayılı ilamında “ETİ” ile “ETİS” ibareleri arasında, 2015/14055 E.2017/1785 K. Sayılı ilamında ise “ETİ” ve “ETİS LİFE” markaları arasında ortak mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin meydana geleceğinin kabul edildiği halde, bu kararlarla çelişki doğuracak şekilde Dairemiz çoğunluğunca, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunacak ölçüde benzerlik bulunmadığı görüşüyle, davanın reddine dair mahkeme kararının onanmasına ilişkin görüşe katılmıyoruz.
2- Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dosya içeriği delillerden davacının itiraza gerekçe markalarının çerez ve şekerleme ürünlerinde tanınmış marka niteliğinde olduğu, bu itibarla başvuru markasının 29.sınıftaki et ve et mamülleri haricindeki gıda ürünleri ile 35.sınıfta gıda mallarının perakendeciliği hizmetleri yönünden tescilinin aynı zamanda KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca, tanınmış niteliğindeki davacı markalarının ayırt edicilik gücüne zarar verebileceği ve davalı tarafa tanınmışlıktan haksız yarar sağlama tehlikesinin de bulunduğu kanaatinde olduğumuzdan, davanın bu yönden de reddine dair mahkeme kararını onayan Dairemiz çoğunluk görüşlerine katılmıyoruz.