Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2017/2151 E. 2020/5508 K. 27.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2151
KARAR NO : 2020/5508
KARAR TARİHİ : 27.10.2020

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davaya konu 1 parsel sayılı taşınmazın tamamını izale-i şuyu satış dosyasında satın aldığını, ihalenin kesinleştiğini, ilgili tapu sicil müdürlüğünün taşınmazda maliye hazinesinin de payı olması nedeniyle tescilin yapılmayacağını bildirdiğini, oysa mülkiyetin ihale ile kendisine geçtiğini, hukuka aykırı olarak kararın infazı ve tapuya tescilden kaçınıldığını ileri sürerek, mülkiyetin tespiti ile taşınmazın tapuda adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartları yokluğu nedeniyle reddine ilişkin karar, Dairece; ” … mahkemenin davacının dava açmakta hukuki yaranının olmadığı şeklindeki gerekçesi yerinde değildir. Ancak, alınan satış kararı ve ihalenin paydaş olan Hazineyi bağlamayacağı ve Hazinenin yer almadığı bir ilamın ya da ihalenin infaz edilemeyeceği de kuşkusuzdur. ” değişik gerekçesi ile onanmış, davacı vekilinin bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nin 24.03.2016 tarih ve 2013/7725 başvuru numaralı kararı ile Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliği ile karar verilmiş, ihlal nedeniyle yargılamanın yenilenmesi neticesinde dava konusu 1285 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalı Hazine’ye ait payın dışındaki payların davacıya ait olduğunun tespiti ile tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tesciline hükmedilmiştir.Karar, davalı vekili tarafından süresinde, davacı vekili tarafından ise süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 27.10.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile diğer temyiz eden davalı vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; Anayasa Mahkemesi’nin 24.03.2016 tarih ve 2013/7725 başvuru numaralı kararının 72. paragrafında ‘’ … başvurucunun taşınmazın ihale bedelini ödediği ve 4721 sayılı Kanun’un 705. maddesi ile 2004 sayılı Kanun’un 134. maddesine göre tescilden önce mülkiyetini kazandığı, buna rağmen söz konusu taşınmazın Hazinenin payı dışındaki diğer payları yönünden başvurucu adına tescil işleminin yapılmamasının başvurucuyu, haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı bir külfet altına soktuğu ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır. ‘’ şeklindeki tespiti de gözetilerek dava konusu taşınmazda davalı Hazine’ye ait payın dışındaki pay yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Taraf vekillerinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Ancak, hükümde iptal ve tesciline karar verilen payın açıkça belirtilmemesi yerinde değildir.Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK 297/2. maddesinde; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün 1. bendinin hüküm fıkrasından tümden çıkarılmasına, yerine; ” 1- Davanın kısmen kabulü ile; … ili … ilçesi … mahallesinde bulunan 1285 ada 1 parsel sayılı taşınmazda … adına kayıtlı 204663/247960 payın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, ‘’ cümlesinin yazılmasına, taraf vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 2.540.00.’şer TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp verilmesine, alınan peşin harcın temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.