YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2935
KARAR NO : 2021/1743
KARAR TARİHİ : 25.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.03.2019 tarih ve 2018/80-2019/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’nın 22.07.2008 tarihinde şirket olağanüstü genel kurul toplantısında şirket müdürlüğünden azledildiğini, azlin ardından uhdesinde bulunan 11 adet çeki şirkete teslim etmeyip hamiline yazılı olan çekleri babası …’ya verdiğini ve bu çeklerin babası …tarafından icra yolu ile tahsil edilmeye çalışıldığını, icra takibi sebebiyle açılan menfi tespit davasına 110.500,00 TL teminat yatırıldığını ve icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için şirketin 953.000,00 TL parasının icra veznesinde tutulduğunu, şirketin, şirket müdürü …’nın babasına böyle bir borcu olmadığını, verilen çekleri davalının yetkisizken imzaladığını, icra veznesinde olan paraya faiz işlemediğinden açılan icra takibinde talep edilen faiz oranından hesaplanmak üzere şirketin uğradığı zararın tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000.-TL’nin davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 291.515,48 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen hususlarla ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre; davalının yönetici sıfatının gerektirdiği özenle hareket etmediği, şirket menfaatlerini gözetmediği ve kendisine duyulan güveni suistimal ettiği, buna göre dava konusu edilen çeklere ilişkin zararı karşılamakla mükellef olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 53.812,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı … Ltd. Şti.’ye verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyizine gelince; davalı vekili dava sonunda haksız çıkan tarafa yükletilecek yargılama giderlerinin, davanın kabul-ret oranı dikkate alınarak taraflar arasında paylaştırılması gerekmekte iken, tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığını savunmuştur. 6100 sayılı HMK’nın 326. maddesi gereğince yargılama giderleri kural olarak davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Bu genel kural, haksız davranışı ile uyuşmazlığa sebebiyet veren bir kimsenin, haksız davranışlarının bütün sonuçlarından, bunları önceden bilmesi mümkün olsun veya olmasın, sorumlu tutulmasını gerektiren hukukun genel ilkelerine dayandırılmaktadır. Ancak davanın kısmen kabul ve kısmen reddi halinde dava edilen hakkın bütün olarak teslimi sağlanmadığından yargılama giderleri hesaplanırken davanın kabul- red oranına göre bir paylaştırma yapılmaktadır. Harçlar bakımından ise, her iki durumda da davanın kabul edilen kısmı üzerinden harç hesabı yapıldığından davanın tamamen kabulü ile kısmen kabulü- kısmen reddi hallerindeki harç miktarı bakımından bir farklılık oluşmamaktadır. Bu durumda davacı tarafça yatırılan harç, dava sonunda haksız çıkan taraf kimse o kişiden alınacaktır.
Somut olayda mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen, yargılama giderlerinin tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla, kararın aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinin hükümden çıkarılarak, yerine ” Davacı yanca yatırılan 4.958,20 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ” ibaresinin eklenmesine, 6 numaralı bent olarak ”1.391 TL bilirkişi ücreti, posta ve tebligat giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 256,77 TL’sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.