YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3024
KARAR NO : 2021/2799
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.12.2016 tarih ve 2015/275 E- 2016/834 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.03.2019 tarih ve 2017/3454 E- 2019/534 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı … ile davalı … arasında 08.04.2010 tarihinde imzalanan adi ortaklık sözleşmesi gereği takibe konu davacıların imzasını havi senedin teminat senedi olarak verildiğini, senedin bu davalı tarafından yeğeni olan diğer davalı …’a ciro edildiğini, davalılar akraba olup senedin teminat senedi olduğunu bildikleri halde kötüniyetle takip başlatıklarını belirterek icra dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalının iyiniyetli 3. şahıs olarak senedi hamil sıfatıyla icra takibine konu ettiğini, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, senedin teminat senedi olmasının takibe konu edilmesini engellemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … cevap sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu bono, sözleşme uyarınca teminat olarak davalı … verilmiş olduğundan ve davacı … tarafından sözleşme içeriğine göre ödenmesi gereken 49.500,00 TL davalı …’a ödenip buna dair banka dekontları ibraz edildiğinden, takibe konu senedin bu davalı yönünden bedelsiz kaldığının kabulü gerektiği, İİK’nın 278/1. maddesinde 3. dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar arasındaki tasarrufların muvazaalı olduğu karine olarak düzenlenmiş olduğu, uyaptan çıkartılan nüfus kayıtlarına göre davalı … ile davalı …’un hala-dayı çocukları oldukları, aralarında kanunun aradığı dereceden hısımlık bağı bulunmadığı, davalı …’un bono da ciranta 3. kişi konumunda olup, bu davalıya yapılan cironun kötüniyetli ve davacıları zarara uğratma gayesiyle yapıldığının ispatlanamadığı ve bononun teminat senedi olduğu senet metninden de anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın davalı … yönünden reddine diğer davalı yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davalıların aralarında hala-dayı çocukları olması sebebiyle akrabalık ilişkisi bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu, ancak bu durum ciranta davalı … Kurutuluş’un bile bile davacılar zararına bonoyu iktisap ettiğini göstermeyeceği, (TTK m.686-687) zira bononun sebepten mücerret olması ve nakten kayıtlı olması da dikkate alındığında bir para borcu için verildiği kabul edileceğinden ispat yükü üzerinde olan davacı bononun teminat senedi olarak verildiğini, davalı …’ın kötüniyetli ve bile bile davacılar zararına bonoyu iktisap ettiğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekirken bu konuda dosyada -akrabalık ilişkisi dışında- herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esatan reddine karar vermiştir.
Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.