YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14907
KARAR NO : 2020/2772
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 131 ada 1 ve aynı ada 2 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya tescil edilmeden önce kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerler olduğunu, tespit dışı bırakılma tarihinden Hazine adına tescil edildiği tarihe kadarki sürede davacı lehine TMK’nin 713/1 maddesindeki zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, anılan parsellerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK’nin) 712. maddesine göre geçerli bir hukuki bir sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak 10 yıl süre ile iyi niyetli olarak sürdürürse onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemeyeceği, kanunda düzenlenmiş 10 yıllık bu sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece yazılı şekilde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 131 ada 1 ve aynı ada 2 parsel sayılı taşınmazların, evvelinde kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerler olduğu, 20.06.1995 tarihinde Hazine adına dereden ihdas sebebiyle tapuya tescil edilen parsellerden ifraz yoluyla tapu kayıtlarının oluştuğu, davacı tarafça TMK’nin 713/1 maddesine dayanılarak tespit dışı bırakılma tarihinden Hazine adına tescil tarihine kadarki sürede davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu ileri sürülerek tapu iptal ve tescil talep edildiğine göre, 10 yıllık hak düşürücü sürenin düzenlendiği Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin somut olayda uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki, Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi genel bir hüküm değildir. Ayrıca, davacı tarafın TMK’nin 712. maddesine dayalı bir istemi bulunmadığı halde Mahkemece hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda, işin esasına girilerek iddia, savunma, toplanan ve toplanacak delliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.