Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/19891 E. 2018/14819 K. 10.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/19891
KARAR NO : 2018/14819
KARAR TARİHİ : 10.10.2018

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyetine, hüküm kurmaya yer olmadığına dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında mağduru kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 3-a ve 53. maddeleri uyarınca açılan kamu davası hakkında mahkemesince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, sanık hakkında mağdur eşine karşı kasten yaralama suçundan açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yokluğunda verilen hükmün tebliği üzerine, vekilinin temyiz dilekçesiyle sanığın cezalandırılmasını isteyerek katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında basit yaralama suçundan açılan kamu davası yönünden hüküm kurulmamış ise de zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün kabul edilmiştir.
1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin yokluğunda verilen ve usulüne uygun biçimde 17.11.2016 tarihinde tebliğ olunan kararı, CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 30.11.2016 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle, süreden sonraki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Mağdur hakkında Gaziantep Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 2014/2428 sayı ve 12.06.2014 tarihli adli raporda kesici delici aletle meydana gelen yumuşak doku yaralanma arızasının yaşamsal tehlikeye neden olan bir durum olmadığı ve basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu bildirildiği halde, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2 ve 86/3-a, e maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde TCK’nin 86/1, 86/3-a,e ve 87/1-d,son maddesi uyarınca cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini,
b) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; suç tarihinde sanığın mağdurla beraber yaşadıkları evde ”sen beni aldatıyor musun ? ” diyerek mağdurun boynuna bıçak dayadığı ve sonrasında iki üç kez yumrukla vurduğu, mağdurun bir fırsatını bulup evden dışarı çıkması üzerine sanığın da çıktığı ve mağduru ailesinin evine bırakmayı teklif ettiği; nihayet birlikte gittikleri anne ve babasının evinde yenilenen suç kastıyla mağduru bıçakladığı iddia edilen olayda sanığın farklı zaman ve yerlerde gerçekleşen eylemlerinden ötürü üzerine atılı silahla tehdit ve eşe karşı kasten silahla yaralama suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması yerine “bir eylem ile birden fazla netice meydana gelmiş ise en ağır eylemden ceza verilmesi ile yetinildiğinden” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile tehdit suçundan açılan kamu davası yönünden ayrıca hüküm kurmaya yer olmadığına karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
c) Sanık hakkında TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, “suç ve suçun işlenmesindeki sair özellikler, sanığın kasta dayalı kusurunun ve meydana gelen zararın ağırlığı ve birden fazla nitelikli halin bir arada gerçekleştiği dikkate alınarak” gerekçesiyle alt sınırdan uzaklaşılırken fiilin ağırlığıyla orantılı makul bir cezaya hükmolunması yerine sonuca etkili olmayacak şekilde 1 yıl 6 ay hapis cezası belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini,
d) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.