YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3698
KARAR NO : 2021/1299
KARAR TARİHİ : 16.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yenice (Çanakkale) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.07.2018 tarih ve 2016/108-2018/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı arasında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, kart borcunun ödenmediğini, davalıya ihtarname gönderildiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, temerrüt şartlarının oluşmadığını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, bozma öncesi yapılan yargılamada, 16/07/2013 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretsiz duruşmaya katılmaması sebebi ile dosyanın HMK m. 150 hükmü gereği işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 17/07/2013 tarihli talebi ile yargılamaya kaldığı yerden devam edildiği, dosyanın Yargıtay bozma ilamı sonrasında 2016/108 Esas numarasını aldığı ve yargılamaya bu haliyle devam edildiği, 18/01/2017 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretsiz duruşmaya katılmaması sebebi ile dosyanın HMK m. 150 hükmü gereği 2. defa işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 18/01/2017 tarihli talebi ile yargılamaya kaldığı yerden devam edildiği, 04/07/2018 tarihli celsede yine duruşmaya katılmaması sebebiyle HMK m. 150 hükmü gereği işlemden kaldırma kararı verildiği ancak bozma ilamı öncesi ile birlikte tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde 04/07/2018 tarihli celsede HMK m. 320/4 hükmü gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gereken yerde sehven HMK m. 150 hükmünün uygulandığı anlaşıldığı, bu doğrultuda davanın 6100 sayılı HMK m. 320/4 hükmü doğrultusunda 04/07/2018 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş, davacı tarafın 2012 yılından bu yana yapılan yargılamada 20 celsenin sadece 5 celsesine aktif katılımının bulunduğu, diğer celselerde belgelendirilmemiş mazeret dilekçeleri sunarak yargılamanın sürüncemede kalmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle 3. kez takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 04.07.2018 tarihli celsede davacı vekilinin mazeret dilekçesi reddedilmiş ise de; aynı celsede davalının hazır olduğu ve davanın esası hakkında karar verilmesini talep ettiği, davayı takip etmediği yönünde herhangi bir beyanının olmadığı, HMK 150/2. maddesinde “ taraflardan biri duruşmaya gelmez ise diğer tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir “ hükmüne yer verilmiş olup, davalı tarafından yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldığından, mahkemece usul hükümlerine aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6100 sayılı HMK 150/6 maddesinde “işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan davanın, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılmayacağı, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı”,
HMK 15/2 maddesinde de “… geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen tarafın, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği” düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, 16.07.2013 tarihinde dosyanın ilk kez işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, 17.07.2013 tarihlinde yenilenmiş ilk yenilenmeden sonra dosya 18.01.2017 tarihinde ikinci kez takipsiz bırakılmış, aynı tarihli dilekçe ile ikinci kez yenilenmiş, 07.07.2018 tarihli celsede de davacı vekilinin mazeretinin reddine karar verilerek HMK 150 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
04.07.2018 tarihli oturumda, hazır bulunan davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemekle birlikte, davayı takip etmeyeceğini bildirmediği gibi tahkikatın gelmeyen davacının yokluğunda devam edilmesini açıkça istemediğinden, davalı tarafın bu davranışı davayı takip etmek istemediğini göstermektedir. (Bknz. Baki Kuru – Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı – Kasım 2018. Sh: 435)
Nitekim mahkemece davanın açılmamış sayılması yönünde verilen karar davalı vekilince temyiz edilmemiştir.
HMK 150/2 maddesi gereğince yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyen davacı yönünden HMK 150/6 maddesi koşulları gerçekleşmiştir.
Temyiz edenin sıfatına göre usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.