YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2052
KARAR NO : 2021/2307
KARAR TARİHİ : 24.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyete dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Müşteki … hakkında tanzim edilen adli raporlarda, müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği hususunda farklı tespitler yapıldığı, bu nedenle müşteki hakkında düzenlenen çelişkili raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığının anlaşılması karşısında, tüm doktor raporları, tedavi evrakları ve varsa grafilerinin en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü’ne gönderilerek, müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği ve 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerindeki ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre;
2) Sanık …’nın alacak meselesini konuşmak için çağırdığı müşteki … ile aralarında çıkan tartışma sırasında, temyiz dışı oğlu sanık …’nın 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan bira şişesi ile müştekinin kafasına vurduğu ve sonrasında sanık … ile birlikte tekme ve yumruk vurarak darp ettikleri olay nedeniyle, sanık …’ın temyiz dışı sanık … ile birlikte müşteki Cengiz’i 5237 sayılı TCK’nin 37. maddesi uyarınca iştirak iradesi içerisinde yaraladığının anlaşılması karşısında, sanığın TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca verilen temel cezasında ek savunma da verilmesi suretiyle TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
3) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan, Ünye(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11.09.2013 tarihinde kesinleşmiş, 10.06.2011 tarih ve 2011/118 Esas – 2011/1202 Karar sayılı; sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-a ve 62/1. maddeleri uyarınca verilen 5 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararında; TCK’nin 58. maddesinin birinci kez uygulandığı ve temyize konu suçun da bu karardan sonra yine tekerrür süresi içerisinde işlenmesine rağmen sanığın 5275 sayılı Kanun’un 108/3. maddesi gereğince ikinci kez mükerrir olduğunun gözetilmemesi,
4) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile üst Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 24.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.