Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/13727 E. 2020/17494 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13727
KARAR NO : 2020/17494
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın müteveffa müştekinin suç tarihinden 6 ay kadar önce düşmesi nedeniyle dava konusu kırığın meydana geldiği yönündeki savunmasına göre; müştekinin suç tarihinden önce Bergama Devlet Hastanesinde tedavi görüp görmediği araştırılıp, tedavi görmüş ise buradaki tüm grafi ve hastane kayıtlarının temin edilerek, suç tarihinden önce müştekinin aynı bölgesinde kırık bulunup bulunmadığı, dosyada mevcut raporlarda belirtilen kırığın sanığın eylemi ile meydana gelip gelmediği hususunda adli tıp kurumundan rapor aldırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Müteveffa müşteki hakkında düzenlenen Bergama Devlet Hastanesi’nin 23/03/2015 tarihli raporunda; ”Sağ humerus üst uç non deplese kırık olduğu, kırığın hayat fonksiyonlarını (4.) ağır derecede etkilediği, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin” tespit edilmesi karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinden uygulama yapılması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK’nin 86/2. maddesinden hüküm tesis edilmesi suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
3) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, mağdur hakkında düzenlenen adli raporda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/6) oranında artırım yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
4) Müteveffa müştekinin beyanının alınamadığı, sanık savunması ve tanık beyanına göre ilk haksız hareketin sanıktan geldiğinin iddia edildiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002-367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu hal nedeniyle sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.