YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3666
KARAR NO : 2021/1364
KARAR TARİHİ : 17.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.04.2019 tarih ve 2016/17 E. – 2019/104 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasındaki bir ticari alışveriş nedeniyle hakkında Polatlı 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/589 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının bu takibe hem yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılması nedeniyle hem de alacaklıya borcu olmadığı nedeniyle itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin adresinin İstanbul olduğunu, yetkisiz icra müdürlüğünde takip başlatıldığını, Şişli İcra Daireleri’nin yetkili olduğunu, davacı ile davalı şirketler arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı şirketin sahibinin … olduğunu, davalı şirketin …’den gerek hububat ve gerekse para alacağı olduğunu, davanın hukuki dayanağı olmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşmeye dayanak olarak ödendiği iddia edilen dekontlarda hiçbir kaydın bulunmadığı, taraflar arasında havale ilişkisinin varlığı sabitse de bu havale ilişkisinin davacının iddia ettiği sözleşmelere binaen yapıldığının davacı tarafça kanıtlanamadığı, Yüksek Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin Esas 2015/16033, Karar 2017/2049 sayılı kararında “…Eş söyleyişle davalı havaleci, havalenin mevcut bir borcun ödenmesinden başka bir amaca (davacıya borç verilmesi amacına) yönelik bulunduğunu kanıtlama yükümü altındadır…” denildiği, davacı tarafça sözleşme ilişkisinin ve havalelerin borç ödemesi dışında bir amaca matuf olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.